İçeriğe geç

Beden ve ceset insanının, bütün bir hayat boyu cismanî hazlarını takip edip, nefsanî isteklerin zebunu olarak yaşamasına rağmen bir türlü doygunluk ve itminana ulaşamamasına mukabil, mefkûre insanı hep huzurlu ve itminan içinde olmanın yanında, ilim ve irfanıyla insanlığa hâdim, cesaret ve şecaatiyle yeryüzünden zulüm ve haksızlığı kaldırmaya kararlı.. yerinde “dövene elsiz, sövene dilsiz”, kadirnâşinaslara karşı afv u safh ile kanatlı; yerinde ve şartları tahakkuk edince de muharebe meydanlarında tepeden tırnağa yara bere içinde.. vücudu delik deşik; urbası kızıl kanla boyanıp bayrak rengini almış.. mızrağı kırık ve kılıcı kesmez olmuş; ama yine de atını mahmuzlayıp saflar yarmasını, sineler deşip kelle almasını ve bir aslan gibi zalimleri pençe-i kahrıyla lerzân6 etmesini bilen ruh insanıdır.

Bu ruh insanı, Allah’tan gayrı her şeyin fâni ve geçici olduğuna inandığı için, kimseye ve hiçbir şeye serfürû etmez, madde karşısında aldanmaz.. mâlik bulunduğu her şeyi İslâmiyet ve Müslümanlık yolunda, uhrevîlere has bir duygu ve düşünce ile değerlendirir.. eşya ve hâdiseleri pamuk gibi hallaç eder.. mesaisini milletin mutluluğu istikametinde ve hususiyle de gelecek nesiller adına en hayatî noktalarda yoğunlaştırır ve “Yaşasın gelecek nesiller” diyerek arkasına bakmadan çeker gider.

13