Bu alabildiğine kör, sağır ve kalbsizce gidişe “dur!” diyebilmek için, bugünü-yarını aynı anda görecek kadar basiretli; çevresinde olup biten şeyleri sezip anlayabilecek, anlayıp değerlendirerek oyun ve entrikalara gelmeyecek kadar firasetli; oyun ve entrikalara tenezzül etmeyecek kadar mü’min ve düşmanlarının fikrî, hissî, ahlâkî hulûl yollarını sezebilecek kadar da şuurlu insanlara ihtiyaç var. Beş başı mamur bu engin ruhlar yetiştirilerek, bu fıtrî ihtiyaç giderilmezse, zalim, zulmüyle başını alıp gidecek.. mazlum ve mağdur da yaşama adına sürekli zillet çekecek, kendini hor ve hakir görenlerin vesayası altına girip onların gölgesi gibi yaşayacak; dolayısıyla da hiçbir zaman belini doğrultamayacak ve sürüm sürüm olacaktır. Sürüm sürüm olacaktır; çünkü, yaşama hakkı kendi elinde değil.. sürüm sürüm olacaktır; çünkü, şahsiyetsizdir, kimliksizdir, geçmişinden ve kendi kültüründen kopuktur.
Bunun içindir ki, nesillerin eğitim ve öğretim meseleleri planlanırken, en az, çağın ilim, irfan ve teknolojisi kadar İslâmî ahlâk ve değerlere, millî kültür ve millî terbiyeye de yer verilmelidir ki, gençler, mânevî ve ruhî bunalımlara itilmemiş, dolayısıyla da bir kısım arayışlara mecbur edilmemiş olsun.
Evet, yakın geçmişimiz itibarıyla, yeni nesillere sağlam bir millî terbiye ve İslâmî ahlâk verilmediğinden dolayı yetişen gençler, çoğunluğu itibarıyla serseriliğe açık ve kendi dünyasına yabancı, hatta düşman yetişmektedir. Günümüzde, Avrupa ve Amerika’da birkaç ay kalabilme fırsatını elde etmiş ve şöyle böyle bir yabancı dili hecelemeye başlamış pek çok insan var ki, yapacak başka bir şey kalmamış gibi kendi insanını tezyif etmekte ve milletini hakir görmektedir. Bunlardan nicelerini görüp dinlemişizdir.. gidip, dönmüş ve milletlerini tezyif etmeye başlamışlardır: