İçeriğe geç

Ancak belli bir dönemden sonra, yavaş yavaş, bu moda düşünceler üzerinde de hazanlar esmeye başladı; hezeyanın o gürül gürül sesi kısılmaya yüz tuttu ve her yerde esen serin rüzgârların tesiriyle sarsılıp tir tir titreyen vücutlar, kendilerine yeni sığınaklar aramaya koyuldular.

Artık hayatın neşesi bütün bütün kaçmış ve bir zamanlar çağlayanlar gibi coşan o mest ü mahmur ruhlar, şimdi karların eriyişiyle derelerin yolunu tutan boz bulanık sular gibi bulanmış; dünyaları tamamen toz duman olmuş ve âdeta her yerde bir “son” duyulmaya başlamıştı. Ruhlar burkuntularla bükülüyor; gönüller hasretlerle kıvranıyor ve o eski halâvetli ihtişamlar bir bir veda ediyordu.

Tam bu dağılış ve çözülüş anında idi ki, Semavî Ses, bu alabildiğine yorgun ve tükenmiş ruhlar üstünde beyan mızrabını bütün yakıcılığıyla hareket ettirerek seslerin en tesirlilerini ve nağmelerin en uyarıcılarını duyurdu ve onlara âdeta bir yeni dirilişin sûrunu öttürdü.

İşte, o zaman, pek çok kimse, birden, tâli’in en uzak köşelerine, en uzak bucaklarına uyandı ve şimdiye kadar bildiği bu dünyayı bir başka türlü hissetmeye, bir başka türlü duymaya başladı.

Gayrı bundan böyle, bir bir kendi dünyasından kopup gidenler, bir bir dönüp gelecek.. hevâ ve hevesine uyarak birer birer aydınlık ve sıcak yuvalarından uzaklaşanlar, mantık ve muhakemenin nurlu yoluyla yeniden eski yurtlarına avdet edecek.. bütün bütün dağılıp uzaklaşanlar, tekrar derlenip toparlanacak ve bir kuru sevda uğruna mecnunlar gibi yollara dökülenler, birer kara sevdalı olarak tarihî mefkûreleri etrafında kümelenip kenetleneceklerdir.

94