İçeriğe geç
Sözler

dirilişin yüz binlerce numunesini gösteren Kadir-i Mutlak’a, cennetin yaratılması nasıl ağır gelebilir?

Nasıl ki Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliği, şu imtihan meydanının açılmasına sebebiyet vermiş ve o, لَوْلَاكَ لَوْلَاكَ لَمَا خَلَقْتُ الْأَفْلَاكَ sırrına erişmiştir. Aynı şekilde, onun kulluğu da ebedî saadet âleminin yaratılmasına vesile olmuştur.

Hiç mümkün müdür ki, şu âlemin bütün akılları hayrette bırakan düzeni, geniş rahmet içindeki kusursuz sanat ve rubûbiyetin benzersiz güzelliği, o duaya cevap vermemekle çirkinliği, merhametsizliği, intizamsızlığı kabul etsin! En ufak, en önemsiz istekleri, sesleri noksansız işitip ihtiyaçları karşılasın da, en mühim, lüzumlu arzuları kıymetsiz görüp işitmesin, anlamasın, cevapsız bıraksın! Hâşâ ve kellâ, yüz bin defa hâşâ! Böyle bir güzellik, öyle bir çirkinliği kabul edip çirkin hale gelemez.

Demek, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğiyle dünyanın kapısını açtığı gibi, kulluğuyla da ahiretin kapısını açmıştır.

عَلَيْهِ صَلَوَاتُ الرَّحَمٰنِ مِلْءَ الدُّنْيَا وَدَارِ الْجِنَانِ، اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ ذٰلِكَ الْحَبِيبُ الَّذِي هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَفَخْرُ الْعَالَمِينَ وَحَيَاةُ الدَّارَيْنِ وَوَسِيلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَذُو الْجَنَاحَيْنِ وَرَسُولُ الثَّقَلَيْنِ

وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ۤ أَجْمَعِينَ وَعَلٰٓى إِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ اٰمِينَ

99