İçeriğe geç
Sözler

halde güneşi inkâr etmek derecesinde bir ahmaklıkla, şu gözümüzün önündeki hikmeti, inayeti, merhameti ve şu pek kuvvetli izleri, işaretleri görünen adaleti inkâr etmemiz gerekir. Ve bu gördüğümüz hikmetli icraatın, ancak cömert bir Zât’a yakışır işlerin, şefkat ve merhamet eseri lütufların sahibi olan Zât’ın –hâşâ, sümme hâşâ!– zevk ve eğlence düşkünü bir oyuncu, gaddar bir zalim olduğunu kabul etmek lâzım gelir. Bu ise hakikatin zıddına dönmesidir ve bütün akıl sahiplerinin ittifakıyla imkânsızdır. Buna ancak her şeyin varlığını inkâr eden Sofist ahmaklar inanır.

Demek, buradan başka bir diyar var. Orada büyük bir mahkeme kurulacak, adaletin yerini bulacağı bir makam ve büyük bir ikram yurdu olacaktır ki, şu merhamet, hikmet, inayet ve adalet tamamen ortaya çıksın.

On İkinci Suret

Gel, şimdi dönelim. Şu toplulukların reisleriyle ve kumandanlarıyla görüşelim, onların teçhizatına bakalım. Acaba o teçhizat, yalnız şu tecrübe meydanındaki kısa zamanda geçinmek için mi, yoksa başka yerde uzun bir saadet hayatı elde etmek için mi verilmiştir, görelim. Herkese ve her teçhizata bakamayacağımız için örnek olarak bir kumandanın cüzdanına ve defterine bakacağız. Bu cüzdanda onun rütbesi, maaşı, vazifesi, kendisinden talep edilen şeyler ve hareket düsturları yazılıdır.

Bak, bu rütbe birkaç günlüğüne değil ancak pek uzun bir zaman için verilmiş olabilir. Cüzdanda, “Maaşını padişahın hususi hazinesinden filan tarihte alacaksın.” diye yazar. Halbuki o tarih, çok zaman sonra, bu meydanın kapanmasının ardından gelecektir. Demek ki, o kumandana vazifesi bu geçici meydana göre değil, padişahın yakınında daimî bir saadeti kazanması için verilmiştir. Ondan talep edilenler, şu birkaç günlük misafirhanede geçinmek için değil, ancak uzun ve mesut bir hayat için olabilir. Hareket düsturları ise cüzdan sahibinin başka bir yere hazırlandığını, başka bir âlem için çalıştığını tamamen ortaya koyar.

Cüzdanda o rütbeli askerin vazifeleri ve teçhizatındaki âletlerin kullanım şekli de yazılıdır. Eğer bu meydandan başka, yüce, daimî bir yer

81