İşte bu vaziyet kesin bir şekilde gösteriyor ki, şu misafirhanenin, imtihan meydanının ve sergilerin arkasında ebedî saraylar, daimî meskenler, örnekleri ve suretleri görülen şu nimetlerin hâlis, benzersiz asıllarıyla dolu bağ ve hazineler vardır.
Demek, buradaki çabalar orası içindir. O padişah burada çalıştırır, orada ücret verir. Herkesin hazırlığına göre orada bir saadeti olacaktır.
Yedinci Suret
Gel, biraz gezelim. Şu medenî toplum içinde ne var, ne yok görelim. İşte bak! Her yerde, her köşede çeşit çeşit fotoğrafhaneler kurulmuş, suretler alınıyor. Her yerde türlü türlü kâtipler oturmuş, bir şeyler yazıyor, her şeyi kaydediyorlar. En önemsiz bir hizmeti, en basit bir hadiseyi bile kayıt altına alıyorlar. Bir de şu yüksek dağda padişaha has büyük bir fotoğrafhane var, nerede bir şey olursa sureti alınıyor. Demek ki o Yüce Zât, mülkünde olup biten her şeyin kaydedilmesini emretmiş; bütün hadiseleri kayıt altına aldırıyor, hepsinin suretini saklıyor. İşte şu dikkatli muhafaza, elbette bir hesap içindir.
Şimdi, idaresi altındaki en basit bir ferdin en basit işini ihmal etmeyen, her şeyi kayıt altına alan bir Hakîm ve Hafîz, hiç mümkün müdür ki, en büyük memurlarının en mühim amellerini kaydetmesin, onlara hesap sormasın, mükâfat ve ceza vermesin? Halbuki o Zât’ın izzetine ve gayretine dokunacak ve merhametinin hiç kabul etmeyeceği işler, o büyük memurlar tarafından yapılıyor. Fakat padişah, onları burada cezaya çarptırmıyor.
Demek, büyük bir mahkemeye bırakılıyor.
Dipnotlar
- Bkz. Kehf sûresi, 18/49; Kaf sûresi, 50/17-18; İnfitâr sûresi, 82/10-12.
- Haşiye: Bu Suret’in işaret ettiği mânâların bir kısmı Yedinci Hakikat’te anlatılacak. Yalnız burada şu kadarını söyleyelim, padişaha has büyük fotoğrafhane, “Levh-i Mahfuz”a işaret ediyor. Levh-i Mahfuz’un varlığının kesinliği Yirmi Altıncı Söz’de şöyle ispat edilmiştir: Nasıl ki, küçük küçük cüzdanlar büyük bir kütük defterinin varlığını hissettirir, küçük küçük senetler büyük bir kayıt defterinin var olduğunu bildirir ve çok sayıdaki sızıntı büyük bir su kaynağını haber verir. Aynen öyle de, küçük küçük cüzdanlar hükmünde, birer küçük Levh-i Mahfuz mânâsında ve büyük Levh-i Mahfuz’u yazan kalemden damlayan küçük noktalar suretinde olan insanların hafızaları, ağaçların meyveleri, meyvelerin çekirdekleri, tohumları elbette büyük bir hafızayı, defteri, yüce Levh-i Mahfuz’u hissettirir, haber verir ve ispat eder. Belki, keskin zekâlara gösterir…