sevgilinin dileği, herkesin dileğidir; hem padişahın hoşnutluğunu kazanma vesilesi hem de O’nun merhamet ve adaletinin gereğidir. Hem o isteği yerine getirmek, padişah için çok kolaydır. O’na bu misafirhanedeki geçici seyir yerlerini hazırlamak kadar bile ağır gelmez. Madem nimetlerinin numunelerini göstermek için şu memleketi kurdu, beş-altı günlük şu misafirhaneye bu kadar masraf ediyor. Elbette hakiki hazinelerini, kusursuz eserlerini ve hünerlerini saltanat makamında öyle bir tarzda gösterecek, öyle seyir yerleri açacaktır ki, akılları hayrette bırakacaktır.
Demek, bu imtihan meydanındakiler başıboş değil. Saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyor.
Altıncı Suret
İşte bak, şu muhteşem trenler, uçaklar, teçhizat, depolar, sergiler ve icraat gösteriyor ki, perde arkasında hükmeden pek muhteşem bir saltanat var. Böyle bir saltanat, idaresi altında, kendisine lâyık kimseler ister. Halbuki görüyorsun, herkes bu misafirhanede toplanmış. Misafirhane ise her gün dolar, boşalır. Herkes tecrübe edilmek için bu imtihan meydanında bulunuyor. Meydan her saat değiştiriliyor. Bütün bu insanlar, padişahın kıymetli lütuflarının numunelerini ve harika sanatının benzersiz örneklerini şu sergide sadece birkaç dakika durup seyrediyor. Sergi ise her dakika yenileniyor. Gelen gider, giden gelmez.
Dipnotlar
- Haşiye: Mesela, bir savaş sırasında, “Silah al, süngü tak!” emriyle koca bir ordu baştan başa dikenli bir meşeliğe benzediği gibi ve her bayram gününde geçit resmi için, “Üniformalarınızı giyip nişanlarınızı takınız!” emriyle bütün bir ordu baştan başa rengârenk çiçek açmış, süslü bir bahçeyi hatırlattığı gibi; yeryüzü meydanında, o Ezelî Sultan’ın çeşit çeşit, sayısız askerinden melek, cin, insan ve hayvanların yanı sıra şuursuz bitkiler dahi hayatlarını koruma mücadelesinde كُنْ فَيَكُونُ emriyle, “Müdafaa için silahlarınızı ve teçhizatınızı takınız.” dendiğinde süngücüklerini taktıkları zaman, yeryüzü bütün dikenli ağaç ve bitkileriyle baştan aşağı aynen süngü takmış muhteşem bir orduya benziyor. Hem baharın her bir günü, her bir haftası, birer bitki cinsinin bayramı hükmündedir. Her topluluk da Sultanlarının kendilerine ihsan ettiği güzel hediyeleri, süslü nişanları, birer geçit resmi şeklinde o Ezelî Sultan’ın nazarına arz ettiğinden, bütün bitkiler ve ağaçlar âdeta “Rabbanî sanatın süslerini, çiçek ve meyve denilen ilahî yaratılış nişanlarını takınız, çiçek açınız.” emrini dinliyor. Yeryüzü gayet muhteşem bir bayram gününde, şahane bir geçit resminde, sürmeli üniformaları ve süslü nişanları parlayan bir orduya benziyor. İşte bu kadar hikmetli, düzenli teçhizat ve süsler, bu işlerin elbette kudreti sonsuz bir Sultan’ın ve hikmeti sınırsız bir Hâkim’in emriyle yapıldığını kör olmayanlara gösterir.