İçeriğe geç

kesin delillerle susturur ki, şeytan olmasalar imana gelirlerdi. Fakat bu bahis maalesef cin ve insî şeytanların gayet çirkin davalarını ve hilelerini bütün bütün iptal ve def etmek için onların çirkin fikirlerini farazî bir surette zikredip öyle çürütüyor. Mesela diyor ki, “Farz edelim, dediğiniz gibi Kur’an, Allah kelâmı değilse en basit ve sahte bir kitap olurdu. Halbuki meydandaki eserleriyle göstermiş ki, en yüce kitaptır.” İşte bu gibi farazî tabirlerin titreyerek yazılmasına mecbur kalınmıştır. Bu bahsin sonunda, şeytanın Kaf sûresinin ()قۚٓ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجِيدِ fesahat ve selasetine dair verdiği bir vesvese ve itirazı reddediliyor.

İkinci Bahis: Bir insanda vazife, kulluk ve zât itibarı ile üç şahsiyet bulunduğunu, o şahsiyetlerin ahlâk ve eserlerinin bazen birbirine muhalif olduğunu anlatıyor.

Üçüncü Bahis:

يآ أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبٓائِلَ لِتَعَارَفُوا

ayetinin toplum hayatındaki münasebetlere dair gayet mühim bir sırrını ve insanların millet millet, kabile kabile yaratılmasının mühim bir hikmetini “Yedi Mesele” ile tefsir eder. Bu bahis milliyetçilere mühim bir dermandır. Şu zamanın en müthiş hastalığına gayet faydalı bir ilaçtır. Hamiyet sahibi görünen sahtekârların, yalancı milliyetçilerin yüzlerindeki perdeyi açar, sahtekârlıklarını gösterir.

Dördüncü Bahis: Altı sorunun cevabı olan “On Mesele”dir.

Birincisi:رَبُّ الْعَالَمِينَ kelimesinin tefsirinde on sekiz bin âlem denilmesinin hikmeti münasebetiyle Kur’an’dan birkaç nükte beyan edilir.

İkinci Mesele: “Allah’ı bilmek, O’nun varlığını bilmekten farklıdır.” cümlesi hakkında Muhyiddin Arabî, Fahreddin Razî’ye sormuş: “Bundan maksat nedir?” Cevabında marifetullaha dair gayet mühim bir mesele anlatılmıştır.

Üçüncü Mesele: “وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي اٰدَمَ ve إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا ayetleri

637