derman yetiştiren, ona merhamet eden biri var; o Zât’ın kudret eli her şeye yetişir. İnsan, bu boş, ıssız dünyada yalnız değil; Kerîm bir Zât var, ona bakar, onu yalnızlık hissinden kurtarır.. sınırsız ihtiyaçlarını yerine getirebilir.. ve sayısız düşmanını defedebilir… İnsan kendini böyle bir Zât’ın huzurunda tasavvur ederek bir ferahlık ve sevinç duyup dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atar, اَلْحَمْدُ لِِلّٰه رَبِّ الْعَالَمِينَ der.
Yirmi Dördüncü Mektup’un İkinci Zeyli
Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) miracına ve mevlide dair üç mühim soruya gayet ikna edici, mantıklı ve parlak bir cevaptır. Bu zeyl gerçi kısadır, fakat gayet kıymetlidir. Allah Resûlü’nün (aleyhissalâtü vesselam) mevlidine karşı şevk hissedenler bu kısma çok iştiyak duyarlar.
Hâtimesinde gayet mühim bir mantık düsturu ile kâinatta en büyük ve mükemmel ferdin, ‘üstad-ı küll’ün (her şeyiyle, herkesin üstadı) ve en büyük sevgilinin Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) olduğunu ispat eder.
Yirmi Beşinci Mektup
Yâsin sûresinin yirmi beş ayetine dair “Yirmi Beş Nükte” olmak üzere Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden istenmiş, fakat daha zamanı gelmediğinden yazılmamıştır.
Yirmi Altıncı Mektup
وَإِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِۚ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
sırrına dair “Şeytana ve taraftarlarına karşı Kur’an’ın bir delili” adıyla, iblisi aciz bırakan ve azgınlık yolunda gidenleri susturan gayet mühim bir mektuptur.
Bu mektubun dört bahsi var.
Birinci Bahis: En müthiş hücumunu def etmekle şeytanı öyle bir şekilde susturur ki, içine girip saklanacağı, vesvese vereceği bir yer bırakmaz. Şeytanı ve takipçilerini o kadar kuvvetli, akla dayanan ve
Dipnotlar
- “Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah’adır.” (Fâtiha sûresi, 1/2)
- “Eğer şeytandan gelen bir vesvese seni dürterse hemen Allah’a sığın! Çünkü O, her şeyi işitir, her şeyi mükemmel şekilde bilir.” (A’râf sûresi, 7/200; Fussilet sûresi, 41/36)