Der Tarîk-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk:
Terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hestî, terk-i terk
düsturuna karşılık, aczmendî yolunda pek mühim bir düsturu beyan eder.
Hemأَفَلَمْ يَنْظُرُوا إِلَى السَّمٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ ayetinin bir sırrını; şiire benzer fakat şiir olmayan, muntazam fakat manzum olmayan, gayet parlak fakat hayal olmayan, yıldızları konuşturan bir yıldızname ile tefsir eder.
Beşinci Mektup
Şeriatın bir hizmetkârı ve vesilesi olan tarikata mensup bazı zâtların, ona fazla önem verip tarikat ile kanaat ederek iman hakikatlerinin neşrinde tembellik ve lâkaytlık göstermeleri münasebetiyle yazılmıştır. Velâyetin üç kısmını beyan edip en mühim tarikat olan velâyet-i kübrânın, yani büyük velâyetin, peygamber varisliği sırrıyla sünnet-i seniyyeye uymak ve iman hakikatlerinin neşrinde özen göstermek olduğunu ispatlar.
Tarikatların en mühim gayesi, faydası ve nihayeti olan iman hakikatlerinin açığa çıkmasının Risale-i Nur ile de olabildiğini.. ve Risale-i Nur’un eczalarının o vazifeyi tarikat gibi fakat daha kısa bir zamanda gördüğünü gösterir.
Altıncı Mektup
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُ لٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ
ayetlerinin bir sırrını, birbiri içinde hissedilmiş beş çeşit hazin gurbetin karanlığında imanın nuru, Kur’an’ın feyzi ve Rahman’ın lütfundan gelen bir teselli nurunu anlatarak tefsir ediyor. Bu mektup en katı kalbi de ağlatacak derecede rikkatli, dokunaklıdır ve en ümitsiz, kederli kalbi dahi ferahlatacak derecede nurludur.
Dipnotlar
- “Hiç üzerlerindeki göğe bakmazlar mı? Bakıp da Bizim onu nasıl sağlamca bina edip süslediğimizi, onda en ufak bir çatlak, dengesizlik olmadığını düşünmezler mi?” (Kaf sûresi, 50/6)
- “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” (Âl-i İmran sûresi, 3/173)
- “(Ey Resûlüm! Sen böyle onların üzerine titrerken) onlar hâlâ senden ve yolundan yüz çevirecek olurlarsa de ki: Bana (yardımcı ve destekçi olarak) Allah yeter. O’ndan başka ilah yoktur.” (Tevbe sûresi, 9/129)