İkinci Mektup
Bu zamanda insanları irşada ve dini neşretmeye çalışanların zaruret olmadıkça sadaka ve hediye kabul etmemeleri gerektiğini anlatır, bunun sırrını dört sebebiyle bildirir.إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى اللّٰهِ ve اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْئَلُكُمْ أَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ gibi insanlardan istiğna hakkındaki ayetlerin mühim bir sırrını tefsir eder. Der ki: İlim ve dini neşretmeye çalışanlar, mümkün olduğu kadar istiğna ve kanaat ile hareket etmezse hem dalâlet yolundakilerin ithamına hedef olur hem de ilmin izzetini koruyamazlar. Salihlik ve dini neşretmek gibi ahirete ait hususlara karşılık hediye almak, ahiret meyvelerini dünyada fâni bir surette yemek demektir.
Üçüncü Mektup
فَلآ أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِاَلْجَوَارِ الْكُنَّسِ yeminindeki yüksek bir i’caz nurunu.. وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ ayetinin teşbihindeki parlak bir i’caz parıltısını.. ve هُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا فِي مَنَاكِبِهَا ayetinde, yerkürenin uçsuz bucaksız kâinatta yüzen, Cenâb-ı Hakk’ın bir gemisi olduğunu gösteren parlak bir hakikati tasvir eder. Dünyadan cehenneme göçmek için dalâlet ehlinin seyahatini.. bütün eşya bir tek Zât’a isnat edilse vücûb derecesinde bir kolaylık olduğunu.. eşyanın var edilmesi çeşitli sebeplere verilirse imkânsızlık derecesinde bir zorluk ortaya çıkacağını gayet güzel ve ikna edici şekilde, özetle bildirir; iki mühim i’caz nüktesini tefsir eder.
Dördüncü Mektup
وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُۧوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا ayetinin bir sırrının Risale-i Nur hakkında tecelli ettiğini bildirir. Hem
Dipnotlar
- “Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir.” (Yûnus sûresi, 10/72; Hûd sûresi, 11/29, 51; …)
- “Sizden bir ücret istemeyen, hiç menfaat beklemeyen, dosdoğru yolda yürüyen bu kimselere uyun.” (Yâsîn sûresi, 36/21)
- “Hayır, hayır! Yemin ederim gündüzün sinip gizlenen yıldızlara, dolaşıp dolaşıp yuvalarına, yörüngelerine giren gezegenlere.” (Tekvir sûresi, 81/15-16)
- “Ay için de birtakım safhalar, duraklar tayin ettik, dolaşa dolaşa nihayet eski hurma salkımının çöpü gibi kuru, sarı, kavisli bir hale gelir.” (Yâsîn sûresi, 36/39)
- “Yeryüzünü size hizmete hazır, uysal bir binek gibi kılan da O’dur. Haydi öyleyse siz de onun omuzları üstünde rahatça dolaşın.” (Mülk sûresi, 67/15)
- “Kime hikmet nasip edilmişse, doğrusu büyük bir hayra mazhar olmuştur.” (Bakara sûresi, 2/269)