İçeriğe geç

bir işle, suiistimaliyle ateşten zarar görse “ateşin yaratılması şerdir” diyemez. Çünkü ateş sadece onu yakmak için yaratılmamış; belki o, kendi hatasıyla yemeği pişiren ateşe elini sokmuş ve o hizmetkârını kendine düşman etmiştir.

Kısacası: Büyük hayır için küçük şer kabul edilir. Eğer küçük bir şerrin olmaması için büyük hayrı netice veren bir şer terk edilirse, o zaman büyük bir şer işlenmiş olur.

• Mesela savaşa asker sevk etmekte elbette, bazı küçük, maddî ve bedenî zararlar olur. Fakat o cihadda çok büyük bir hayır vardır; İslam, kâfirlerin istilâsından kurtulur. Eğer o az zarar yüzünden cihad terk edilirse, o vakit çok hayrın kaybından başka çok şerre yol açılmış olur. Bu da zulmün ta kendisidir.

• Hem mesela kangren olmuş ve kesilmesi gereken bir parmağın kesilmesi hayırlıdır, iyidir; halbuki görünüşte bir şerdir. Fakat parmak kesilmezse el kesilir, büyük şer olur.

İşte kâinattaki şerlerin, zararların, belâların, şeytanların ve zararlı şeylerin yaratılması, var edilmesi, şer ve çirkin değildir. Çünkü onlar çok mühim neticeler için yaratılmışlardır.

• Mesela şeytan musallat olmadığı için meleklerin manevî mertebeleri yükselmez, makamları sabittir, değişmez. Aynı şekilde, şeytan musallat olmadığı için hayvanların da mertebeleri sabittir, noksandır. İnsanlık âleminde ise yükselme ve alçalma sonsuzdur. Nemrutlardan, firavunlardan tut, sıddık velilere ve peygamberlere kadar çok uzun bir terakki mesafesi var.

İşte kömür gibi alçak ruhların elmas gibi yüce ruhlardan ayrılması için, şeytanların yaratılmasıyla, teklif sırrıyla ve peygamberlerin gönderilmesiyle bir imtihan, tecrübe, cihad ve müsabaka meydanı açılmıştır. Eğer cihad ve müsabaka olmasaydı, insanlığın madenindeki elmas ve kömür hükmünde olan kabiliyetler aynı mertebede kalacaktı. Yücelerin yücesi bir mertebede olan Hazreti Ebûbekri’s-Sıddık’ın ruhu, aşağıların en aşağısındaki Ebûcehil’in ruhuyla aynı seviyede bulunacaktı. Demek, şeytanların ve şerlerin yaratılması büyük ve küllî neticeye baktığı için şer ve çirkin değildir. Suiistimallerden ve “kesb” denilen hususi gayretlerden gelen şerler, çirkinlikler insanın yapıp ettiklerine aittir; Cenâb-ı Hakk’ın var etmesine değil.

60