“âyetü’l-kübrâ”nın en büyük tefsiri olan Yedinci Şuâ’ı yazmakta çok zahmet çektiğimden, kutsî bir teselliye ve teşvike cidden çok muhtaçtım. Şimdiye kadar tekrar tekrar tecrübelerle bu gibi vaziyetlerimde Allah’ın inayeti, yani ihsanı ve yardımı imdadıma yetişiyordu. Risaleyi bitirdiğim vakit hiç hatırıma gelmediği halde, birden Hazreti Ali’nin bu kerametinin görünmesi bende hiçbir şüphe bırakmadı ki, bu da imdadıma yetişen diğer ilahî inayetler gibi Rabb-i Rahîm’in bir inayetidir. İnayet ise aldatmaz, hakikatsiz olmaz.
Said Nursî
Dipnotlar
- İsrâ sûresi 44. ayet: Yedi kat gök, dünya ve onların içinde olan herkes Allah’ı takdis ve tenzih eder. Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tenzih etmesin. Ne var ki, siz onların bu tenzih ve takdislerini iyi anlayamazsınız. Bunca azametiyle beraber kullarının gaflet ve cürümlerine karşı O, halimdir (çok müsamahalıdır), gafûrdur (çok affedicidir).”
596