İçeriğe geç

ve mecazi mânâlarla, işaret, ima ve telvihlerle haber veriyor. Kimin şüphesi varsa işaret edilen risalelere bir kere dikkatle baksın. İnsafı varsa şüphesi kalmaz zannediyorum.

Buradaki işari ve mecazi mânâlarla getirilen delillerin en güzeli ve latifi, aynı sıra korunarak verilen isimlerin münasebetidir. Mesela, yirmi dokuzdan otuz ikiye kadar sıralamada, Yirmi Dokuz, Otuz, Otuz Bir ve Otuz İkinci Söz’lere gayet uygun isimlerle.. başta Sözler’in başı olan Birinci Söz’e, aynı besmele sırrıyla.. ve sonda şimdilik risalelerin sonuncusuna, mahiyetini gösteren, uygun birer isim vererek işaret etmesi gerçi gizliyse de çok güzel ve latiftir.

Ben itiraf ediyorum ki, böyle makbul bir eserin mazharı olma makamına hiçbir şekilde lâyık değilim. Fakat küçük, önemsiz bir çekirdekten koca dağ gibi bir ağacı yaratmak Allah’ın kudretinin gereği, hususiyeti ve âdetidir, büyüklüğüne delildir...

Sizi yeminle temin ederim ki, Risale-i Nur’u övmekten maksadım, Kur’an hakikatlerini ve iman esaslarını desteklemek, ispat ve neşretmektir.

Hâlık-ı Rahîmime yüz binlerce şükür olsun ki, beni kendime beğendirmemiş, nefsimin ayıp ve kusurlarını bana göstermiş ve o nefs-i emmareyi başkalarına beğendirme arzum kalmamış. Kabir kapısında bekleyen bir adamın, arkasındaki fâni dünyaya riyakârca bakması acınacak bir ahmaklık ve dehşetli bir zarardır.

İşte bu ruh haliyle, yalnız iman hakikatlerinin tercümanlığını yapan Risale-i Nur’un doğru ve hak olduğuna dair hoş ve ince bir noktayı söyleyeceğim, şöyle ki:

Celcelûtiye Süryanice eşsiz, güzel demektir. İbareleri eşsiz ve güzel olan Risale-i Nur, Celcelûtiye’de mühim bir yer tutup çoğu kez sızıntıları göründüğünden, kasidenin ismi ona bakıyor gibi verilmiş. Hem şimdi anlıyorum ki, eskiden beri lâyık olmadığım halde bana verilen “Bediüzzaman” lâkabı benim değildi, belki Risale-i Nur’un manevî bir ismiydi. Görünen tercümanına emanet olarak takılmış. Şimdi o emanet isim hakiki sahibine iade edilmiş.

Demek, Süryanice eşsiz ve güzel mânâsında –ve içinde tekrarı sebebiyle kasideye verilen– “Celcelûtiye” ismi işaretlerle, bid’at zamanında

593