bir müçtehidin gördüğü i’caz yönü bir değildir ve bunun gibi...
O i’caz yönlerini etraflıca, ayrı ayrı göstermek elimden gelmiyor. Anlayışım dardır, aklım almıyor; bakışım kısadır, göremiyor. Onun için yalnız on tabaka söylenmiş, gerisine kısaca işaret edilmiştir. O tabakalardan ikisi Mucizât-ı Ahmediye Risalesi’nde çok izaha muhtaçken, o vakit pek noksan kalmıştı.
Birinci Tabaka: “Kulaklı tabaka” dediğimiz basit avam tabaka Kur’an’ı yalnız kulağıyla dinler, onun i’cazını bu şekilde anlar. Yani der ki: “Bu işittiğim Kur’an başka kitaplara benzemiyor. Bütününün ya altında ya da üstünde olacak. Hepsinin altında olduğunu kimse söyleyemez ve söyleyememiş, şeytan dahi söyleyemez. Öyleyse hepsinin üstündedir.” İşte bu kadarıyla, özet şeklinde On Sekizinci İşaret’te yazılmıştı. Sonra onu izah için yazılan Yirmi Altıncı Mektup’un “Hüccetü’l- Kur’an Alâ Hizbi’ş-Şeytan” (Şeytana ve Taraftarlarına Karşı Kur’an’ın Bir Delili) adlı birinci bahsi, o tabakanın i’cazdan anladığını tasvir ve ispat eder.
İkinci Tabaka: “Gözlü tabaka”dır. Yani basit avam tabakadan bir kısmı veyahut aklı gözüne inmiş maddeciler için Kur’an’ın i’cazının gözle görülecek bir işaretinin bulunduğu, On Sekizinci İşaret’te iddia edilmişti. O iddiayı aydınlatmak ve ispatlamak için çok izaha lüzum vardı. Şimdi anladığımız mühim bir rabbanî hikmet sebebiyle o izah verilmedi. Meselenin pek küçük birkaç kısmına işaret edilmişti. Şimdi o hikmetin sırrı anlaşıldı ve sonraya bırakılmasının daha iyi olduğuna kesin kanaat getirdik. O tabakanın anlamasını ve zevk almasını kolaylaştırmak için kırk i’caz yönünden gözle görülen birine işaret eden bir Kur’an’ı yazdırdık ki o yüzü göstersin.
Bu üçüncü kısmın geri kalan meseleleri ile dördüncü kısım tevafuklara dair olduğu için tevafuklar hakkındaki fihrist ile yetinildi, o meseleler burada yazılmadı. Yalnız dördüncü kısma ait bir ihtar ile Üçüncü Nükte yazılmıştır.
İhtar: Resûl kelimesindeki büyük nükte anlatılırken 160 ayet yazıldı. İşte bu ayetlerin hususiyetleri pek büyük olmakla beraber, ayetler mânâ yönünden birbirini ispat edip tamamladığından ve çok mânidar olduğundan, çeşitli ayetleri ezberlemeyi veya okumayı arzulayanlar
Dipnotlar
- On Dokuzuncu Mektup.