gösterir fakat o zarif et ve güzel meyve, sonradan konulan yabancı, paslı, sert bir derinin ya da kılıfın altında az bir zamanda kararır, kokuşur. Aynen öyle de, İslam şeairindeki ilahî tabirler ve peygamber sözleri, canlı ve faydalı, sevaplı bir cilt, bir deri hükmündedir. Onların soyulmasıyla mânâlardaki nuranilik geçici olarak, çıplak şekilde bir derece görünür. Fakat ciltten soyulmuş bir meyve gibi o mübarek mânâların ruhu uçar, karanlıklı kalb ve kafalarda beşerî postunu bırakıp gider; nur uçar, dumanı kalır. Her neyse...
Sekizinci Nükte
Buna dair bir hakikat düsturunu söylemek lâzım, şöyle ki:
Nasıl “şahsi hukuk” ve bir bakıma Allah’ın hukuku sayılan “amme hukuku” adıyla iki çeşit hukuk var. Aynı şekilde şer’i meselelerden bir kısmı şahıslarla, bir kısmı da umumi olması itibarı ile herkesle alâkalıdır ki, onlara “İslam şeairi” denir. Şeair herkesle alâkalı olduğu için herkesin onda hissesi vardır. Herkesin rızası olmadan ona ilişmek, umumun hukukuna tecavüzdür. O şeairin en küçüğü (sünnet kabilinden bir meselesi) en büyük bir mesele gibi mühim görülür. Doğrudan doğruya bütün İslam âlemiyle alâkalıdır. Saadet asrından şimdiye kadar bütün İslam büyüklerinin bağlandığı o nuranî zincirleri koparmaya, tahrip ve tahrif etmeye çalışanlar ve buna yardım edenler ne kadar dehşetli bir hataya düştüklerini düşünsün, zerre kadar şuurları varsa titresinler!..
Dokuzuncu Nükte
Şer’i meselelerden bir kısmına “taabbüdî” denir, bunlar aklın hüküm vermesine bağlı değildir, emredildiği için yapılır; esas sebebi emir olmasıdır.
Bir kısmına da “mâkulü’l-mânâ” denir. Yani bir hikmet ve maslahatı var (bir fayda gözetilmiş) ki o hükmün dinen emredilmesine, o emrin tercihine vesile olmuş; fakat esas sebep değildir. Çünkü hakiki sebep, Allah’ın emretmesi ya da yasaklamasıdır.
Dipnotlar
- Sırf emrolunduğu için yapılan, sebep ve illeti sadece Allah’ın emri olan dinî meseleler.
- Bkz. eş-Şâtıbî, el-Muvafakât 3/46; İbni Âbidîn, Haşiye 1/447.
- Mânâ ve hikmeti akılla kavranabilen.
- Bkz. eş-Şâtıbî, el-Muvafakât 2/329-331, 3/46; İbni Âbidîn, Haşiye 1/447.