İçeriğe geç

istifade etmeyi elbette arzular. Cennetin türlü türlü güzellikleri var, her vakit cennetteki bütün nimet çeşitleriyle karşılaşır. Öyleyse cennetin güzelliklerinin numunelerini, küçük bir ölçekte, kendine ve hurilerine giydirir, kendisi ve hurileri küçük birer cennet hükmüne geçer. Nasıl ki bir insan, bir memlekete yayılmış çiçek türlerini, numune olarak küçük bahçesinde bir araya getirir.. bir dükkâncı, bütün mallarının numunelerini bir listede toplar.. ve bir insan, tasarruf ettiği, hükmettiği ve münasebetli olduğu türlü varlıkların numunelerinden kendine bir elbise yapar ve onları evi için gerekli şeylerde kullanır.

Aynen öyle de, cennetteki bir insan, bilhassa bütün duyguları ve manevî donanımıyla kulluk etmiş ve cennetin lezzetlerini tatmaya hak kazanmışsa; her bir duygusunu memnun edecek, donanımındaki her bir kabiliyeti okşayacak, her bir latifesine zevk verecek ve cennetteki her bir çeşit nimetten birer güzelliği gösterecek bir tarzdaki elbisesi, kendisine ve hurilerine ilahî rahmet tarafından giydirilecektir. O çeşit çeşit elbiselerin bir cinsten, bir türden olmadığına delil şu mealdeki hadistir: “Huriler yetmiş kat elbise giydikleri halde bacaklarındaki ilikleri görünür, elbiseleri onları örtmez.” Demek, en üstteki elbiseden ta en alttakine kadar, ayrı ayrı güzelliklerle, ayrı ayrı tarzda duyguları zevklendirecek, memnun edecek mertebeler var.

Cehennem ehli ise nasıl ki dünyada gözüyle, kulağıyla, kalbiyle, eliyle, aklıyla ve bunun gibi, bütün uzuv ve duygularıyla günahlar işlemiş. Elbette cehennemde onlara, buna göre elem verecek, azap çektirecek ve küçük bir cehennem hükmüne geçecek çeşitli cinslerde parçalardan yapılmış elbiseler giydirilmesi hikmete ve adalete zıt görünmüyor.

Beşinci Nükte: Soruyorsunuz: “Fetret devrinde Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) ecdadı bir dine bağlı mıydılar?”

Cevap: Hazreti İbrahim’in (aleyhisselam) daha sonra gaflet ve manevî karanlık perdeleri altında kalan ve hususi bazı insanların devam

491