İçeriğe geç

sonundaki nüktede işaretlerle ve Otuzuncu Söz’ün, zerrelerin hareket ve vazifelerine dair altı adet hikmetinde keşfedilmiştir. O risaleler kâinattaki hayret verici faaliyetin tılsımını, kâinatın yaratılışının ve sonunun muammasını, zerrelerin hareketlerinin hikmet sırrını keşfetmiş ve bildirmiştir; meydandadır, bakılabilir.

Hem On Altıncı Söz ve Otuz İkinci Söz ehadiyet sırrı ile Cenâb-ı Hakk’ın ortaksız rubûbiyetinin birliğini, hayret uyandırıcı hakikatler olan hem O’nun kullarına şahdamarlarından daha yakın olmasını hem O’ndan sonsuz uzaklığımızı tam bir açıklıkla bildirdiği gibi; ilahî kudrete göre zerrelerin ve gezegenlerin eşit olduğunu.. en büyük haşirde bütün canlıların diriltilmesinin o kudret için bir nefsin diriltilmesi kadar kolay olduğunu.. ve sözde ortakların, kâinatın yaratılışına müdahalesinin imkânsızlık derecesinde akıldan uzak olduğunu apaçık gösteren Yirminci Mektup’taki وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ beyanı ve onun üç temsili içeren zeyli şu büyük vahdet (birlik) sırrını çözmüştür.

Hem iman ve Kur’an hakikatlerinde öyle bir genişlik var ki, en büyük insan zekâsı kavrayamadığı halde o hakikatlerin büyük çoğunluğunun incelikleriyle, benim gibi zihni dağınık, vaziyeti perişan, müracaat edeceği kitaplardan yoksun, sıkıntılı ve süratle yazan bir adam vasıtasıyla görünmesi, doğrudan doğruya Kur’an-ı Hakîm’in manevî i’cazının eseri, Rabbin inayetinin bir cilvesi ve gayba dair kuvvetli bir işarettir.

Dördüncü İşaret: Elli altmış risale öyle bir tarzda ihsan edilmiş ki, değil benim gibi az düşünen, umulmadık hadiselere tâbi olan ve eserini incelemeye vakit bulamayan bir insanın, belki büyük zekâlardan oluşan bir inceleme heyetinin çalışması ve gayretiyle gerçekleşmeyecek bir tarzdaki telifleri, onların doğrudan doğruya bir inayet eseri olduğunu gösteriyor. Çünkü bütün bu risalelerde bütün derin hakikatler, temsiller vasıtasıyla en avam ve ümmi insanlara kadar ders veriliyor. Halbuki büyük âlimler “Anlatılamaz!” deyip o hakikatlerin çoğunu değil avama, belki havas tabakaya da bildiremiyorlar.

İşte en uzak hakikatleri en yakın tarzda, en avam adama ders verecek derecedeki bu harika rahatlık ve kolaylığa sahip beyanın benim

476