İçeriğe geç

Hem madem yazılan Sözler, Kur’an’ın bir çeşit tefsiridir. O risaleler ki, Kur’an hakikatlerinin malı ve onlardan süzülmüş hakikatlerdir. Ve madem Kur’an-ı Hakîm çoğu sûrede, bilhassa الۤرٰ’larda, حٰمۤ’lerde kendini tam bir haşmetle gösteriyor, kemâl vasıflarını söylüyor, lâyık olduğu methi kendi kendine yapıyor. Elbette, Kur’an-ı Hakîm’in Sözlere yansımış i’caz parıltılarını ve bu hizmetin makbuliyetine işaret olan Rabbanî inayeti göstermekle yükümlüyüz. Çünkü o üstadımız öyle yapar ve öyle ders verir.

Üçüncü Sebep: Sözler hakkında, tevazu suretinde değil, bir gerçeği ifade etmek için derim ki: Sözlerdeki hakikatler ve kemâl vasıfları benim değil, Kur’an’ındır, Kur’an’dan süzülüp gelmiştir. Hatta Onuncu Söz, yüzlerce Kur’an ayetinden süzülmüş bazı damlalardır. Diğer risalelerin hepsi de öyledir.

Madem ben öyle biliyorum ve madem fâniyim, gideceğim. Elbette bâki kalacak bir şeyin, bir eserin bana bağlanmaması gerekir, bağlanmamalı. Ve madem eser sahibini gözden düşürmek yoluyla işlerine gelmeyen bir eseri çürütmek, dalâlet yolundakilerin ve azgınlıkta çok ileri gidenlerin âdetidir. Elbette, Kur’an semâsının yıldızlarıyla bağlı risaleler, benim gibi çok itiraza ve tenkide sebep olabilecek ve düşebilecek çürük bir direkle bağlanmamalı.

Hem madem insanlar arasında âdet olduğu üzere, bir eserdeki meziyetler o eserin kaynağı zannedilen müellifinin, yazarının tavırlarında aranıyor. Bu âdete uyarak o yüce hakikatleri ve kıymetli cevherleri kendim gibi bir müflise, onların binde birini kendinde gösteremeyen şahsiyetime mal etmek hakikate karşı büyük bir haksızlıktır. Bunun için risalelerin kendi malım değil Kur’an’ın malı olduğunu, Kur’an’ın meziyetlerinin sızıntılarına mazhariyetini göstermeye mecburum. Evet, lezzetli üzüm salkımlarının hususiyetleri kuru çubuğunda aranmaz. İşte ben de öyle bir kuru çubuk hükmündeyim.

Dördüncü Sebep: Bazen tevazu nimete karşı nankörlüğü beraberinde getiriyor; belki nimete karşı nankörlük olur. Bazen de tahdis-i nimet, övünmek olur. İkisi de zarardır. Ne nimete karşı nankörlük

471