İçeriğe geç

Muîn-i zâlimîn dünyada erbâb-ı denâettir,

Köpektir zevk alan, sayyâd-ı bî-insâfa hizmetten!

[Dünyada zalimlerin yardımcısı alçak kimselerdir

Köpektir zevk alan, insafsız avcıya hizmetten]

Evet, bazıları yılanlık, bazıları köpeklik ediyor. Böyle mübarek bir gecede, mübarek bir misafir ile mübarek bir duadayken, hafiyelik yapıp güya cinayet işliyormuşuz gibi ihbar eden ve saldıran, elbette bu şiirin mealindeki tokada müstahaktır.

Üçüncü Nokta: Soru: “Madem Kur’an-ı Hakîm’in feyzi ve nuruyla en inatçı dinsizlerin halini düzelteceğine ve onlara doğru yolu göstereceğine, bu hususta Kur’an’ın himmetine güveniyorsun ve bunu fiilen de yapıyorsun. Neden yakınında bulunan ve haddi aşan bu kimseleri çağırıp irşad etmiyorsun?”

Cevap: Usûl-ü şeriatın mühim kaidelerindendir: اَلرَّاضِي بِالضَّرَرِ لَا يُنْظَرُ لَهُ Yani, “Zarara bilerek razı olana şefkat gösterip lehinde bakılmaz!” İşte ben gerçi Kur’an-ı Hakîm’in kuvvetine dayanarak dava ediyorum ki, çok alçak olmamak ve yılan gibi dalâlet zehrini serpmekten lezzet almamak şartıyla, en inatçı dinsizi birkaç saat içinde ikna etmesem de susturmaya hazırım. Fakat son derece alçalmış bir vicdana, bilerek dinini dünyaya satar ve hakikat elmaslarını pis, zararlı cam parçalarıyla değiştirir derecede münafıklığa girmiş insan suretindeki yılanlara hakikatleri söylemek, o hakikatlere karşı bir hürmetsizliktir; كَتَعْلِيقِ الدُّرَرِ فِي أَعْنَاقِ الْبَقَرِ darbımeselindeki gibi olur. Çünkü bu işleri yapanlar, kaç defa Risale-i Nur’dan hakikati işittiler. Ve bilerek, dinsizlik dalâletleri karşısında hakikatleri çürütmek istiyorlar. Böyleleri yılan gibi, zehirden lezzet alıyor.

Dördüncü Nokta: Bana karşı yedi senedir yapılan bu muameleler, sırf keyfî ve kanun dışıdır. Çünkü sürgünlerin, esirlerin ve zindandakilerin kanunları meydandadır. Onlar kanunen akrabasıyla görüşür, haberleşmekten men edilmezler. Her millet ve devlette, ibadet ve tâat tecavüzden korunmuştur. Benim gibi olanlar, şehirlerde akraba ve

462