İçeriğe geç

dakikada, binlerce yerde başka suretlerde bulunuyor ve Arş-ı Âzam’ın önünde, doğudan batıya kadar geniş ve muhteşem kanatlarıyla secde ediyordu. Her yerde oranın mahiyetine göre surete bürünüyor, bir anda binlerce yerde bulunuyordu.

İşte şu yola göre, ruhun teslim alınması vaktinde insanın aynasında görünen ölüm meleğinin insan suretinde ve küçük bir misalinin, Hazreti Musa (aleyhisselam) gibi ulü’l-azm, celâlli ve hiddetli bir zâtın tokadına maruz kalması ve Hazreti Musa’nın, o misalî ölüm meleğinin elbisesi hükmünde olan misalî suretindeki gözünü çıkarması ne imkânsızdır ne fevkalâdedir ne akıl dışıdır.

İkincisi: Hazreti Cebrail, Hazreti Mikail, Hazreti Azrail gibi büyük meleklerin umumi birer nezaretçi hükmünde, kendi cinslerinden, kendilerine benzer küçük tarzda yardımcıları vardır ve o yardımcılar, vazifeli oldukları varlık türlerine göre ayrı ayrıdır. Salih kimselerin ruhlarını teslim alan başka, bedbahtların ruhlarını alan başkadır. Nasıl ki,وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا۝وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا ayeti, ruhları teslim alan meleklerin küme küme olduğuna işaret ediyor. Buna göre, Hazreti Musa’nın (aleyhisselam) fıtrî celâli, yaradılıştan gelen yiğitliği ve Cenâb-ı Hakk’ın katında nazının geçmesi dolayısıyla, Hazreti Azrail’e (aleyhisselam) değil, belki Azrail’in bir yardımcısının misalî cesedine bir tokat aşk etmesi gayet akla uygundur.

Üçüncüsü: Yirmi Dokuzuncu Söz’ün Dördüncü Esas’ında ifade edildiği gibi ve hadis-i şeriflerin gösterdiği üzere, “Bazı melekler var ki,

450