İçeriğe geç

güzelliklerini de sever. Kur’ân-ı Hakîm ayetleriyle bu beş çeşit muhabbete işarette bulunuyor.

İşte Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam),

• Madem o sanatlı varlıklar içinde en mükemmel fert, mahlûkat

içinde en seçkin şahsiyettir.

• Hem Cenâb-ı Hakk’ın sanatını bir zikir ve tesbih sedasıyla gös-

teriyor ve takdir ediyor.

• Hem O’nun isimlerindeki cemâl ve kemâl hazinelerini Kur’an

lisanıyla açmıştır.

• Hem kâinattaki yaratılış kanunlarının, Sâni’inin kemâline delil

oluşunu, parlak ve kesin bir şekilde Kur’an’ın diliyle bildiriyor.

• Hem engin kulluğuyla Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetine aynalık

ediyor.

• Hem mahiyetinin kuşatıcılığı ile O’nun bütün isimlerine kusur-

suz bir mazhar olmuştur.

Elbette bunun için denilebilir ki:

• Cemil-i Zülcelâl, kendi güzelliğini sevmekle, o güzelliğin en

mükemmel, şuur sahibi aynası olan Muhammed-i Arabî’yi (aleyhissalâtü vesselam) de sever.

• Hem kendi isimlerini sevmekle, o isimlerin en parlak aynası olan

Muhammed-i Arabî’yi (aleyhissalâtü vesselam) ve ona (aleyhissalâtü vesselam) benzeyenleri de derecelerine göre sever.

• Hem kendi sanatını sevdiği için elbette onu en yüksek seda ile bü-

tün kâinata duyuran, karaları ve denizleri coşturacak bir zikir ve tesbih nidasıyla ilan eden ve göklerin kulağını çınlatan Muhammed-i Arabî’yi (aleyhissalâtü vesselam) ve ona uyanları da sever.

• Hem sanatla yarattığı varlıkları sevdiği için onların en mükem-

meli canlıları.. canlıların en mükemmeli şuur sahiplerini.. şuur sahiplerinin en üstünü ve faziletlisi insanları.. ve insanların, ittifakla, en mükemmeli olan Muhammed-i Arabî’yi (aleyhissalâtü vesselam) elbette daha çok sever.

• Hem yarattığı varlıklarda güzel ahlâkı sevdiği için ahlâk güzel-

liğinde ittifakla en yüksek mertebede bulunan Muhammed-i Arabî’yi (aleyhissalâtü vesselam) ve derecelerine göre, ona benzeyenleri

393