Birincisi: Kendini günahlardan çekip sabretmektir. Bu sabır takvadır, insanı إِنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ sırrına eriştirir.
İkincisi: Musibetler karşısında sabırdır ki, tevekkül ve teslimdir. İnsanı evوَاللّٰهُ يُحِبُّ الصَّابِرِينَ
إِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ ayetlerinde bildirilen şerefe ulaştırır. Sabırsızlıkta ise Allah’tan şikâyet vardır, O’nun icraatını tenkit, rahmetini itham ve hikmetini beğenmemek mânâsı çıkar. Evet, aciz ve zayıf insan musibetin darbesi karşısında elbette şikâyet ederek ağlar. Fakat şikâyet O’na olmalı, O’ndan olmamalı!.. Hazreti Yakub’un (aleyhisselam) إِنَّمٓا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِۤي إِلَى اللّٰهِ demesi gibi... Yani musibeti Allah’a şikâyet etmeli, yoksa Allah’ı insanlara şikâyet eder gibi “Eyvah, of!” deyip “Ben ne yaptım ki başıma bu geldi?” şeklinde sözlerle aciz insanların acıma duygusunu tahrik etmek zararlıdır, mânâsızdır.
Üçüncüsü: İbadet üzere sabırdır ki, insanı Allah’ın sevgisini kazanma makamına kadar çıkarır, en büyük makam olan kâmil kulluğa ulaştırır.
Beşinci Sorunuz
Kullukta mükellefiyet yaşı on beş kabul ediliyor. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) peygamberlikten önce nasıl ibadet ederdi?
Cevap: Hazreti İbrahim’in (aleyhisselam) Arabistan’da pek çok perde altında süren dininden geriye kalanlar ile ibadet ederdi. Fakat bunlar farz ve mecburiyet değil, belki iradesiyle yaptığı, farz olmadığı halde yapılması uygun görülen ameller suretindeydi. Bu hakikat uzundur, şimdilik kısa kalsın.
Altıncı Sorunuz
Allah Resûlü’ne (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğin, olgunluk çağı kabul edilen kırk yaşında gelmesindeki ve ömr-ü saadetlerinin altmış üç sene olmasındaki hikmet nedir?
Dipnotlar
- “Allah, ilahî sınırlara saygılı olup fenalıklardan sakınanlarla beraberdir.” (Bakara sûresi, 2/194; Tevbe sûresi, 9/36, 123)
- “…Allah böyle sabırlı insanları sever.” (Âl-i İmran sûresi, 3/146)
- “Allah muhakkak ki kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âl-i İmran sûresi, 3/159)
- “Ben dedi: Sıkıntımı, kederimi ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum.” (Yûsuf sûresi, 12/86)
- Buhârî, bed’ü’l-vahy 3, tefsîru sûre (96) 1, ta’bîr 1, Müslim, îmân 252.