İçeriğe geç

ayetini okudum ve إِنَّا لِلّٰهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ dedim. Senin yerine teselli buldum. Cenâb-ı Hak bir kulunu severse dünyayı ona küstürür, çirkin gösterir. İnşallah sen de o sevgililerin sınıfındansın. Sözler’in neşrine engellerin çoğalması sizi üzmesin. İnşallah neşrettiğin o nurlu çekirdekler, bir rahmete mazhar olduğu zaman pek bereketli bir surette sayısız çiçek açacak.

Bazı sorular soruyorsunuz. Aziz kardeşim, yazılan Söz’ler ve Mektup’lar çoğunlukla irade dışı, birden, ani bir şekilde kalbe geliyordu, güzel oluyordu. Eğer irademle –Eski Said gibi ilim kuvvetiyle– düşünüp cevap versem sönük kalır, noksan olur. Bir süredir kalbe doğan ilham ve mânâlar durakladı, hafıza kamçısı kırıldı. Fakat cevapsız kalmamanız için gayet kısa birer cevap yazacağız.

Birinci Sorunuz

Müminin mümine en iyi duası nasıl olmalıdır?

Cevap: Kabul sebepleri dairesinde olmalı. Çünkü dua, bazı şartlarda makbul olur. O şartların bir arada bulunması ölçüsünde makbullüğü artar. Mesela dua edileceği vakit,

• İstiğfar ile manevî olarak temizlenmeli…

• Sonra makbul bir dua olan salâvat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikret-

meli…

• Sonunda yine salâvat getirmeli, çünkü iki makbul duanın orta-

sında bir dua makbul olur.

• Hem بِظَهْرِ الْغَيْبِ yani mümin kardeşine gıyabında dua etmeli... • Hem hadiste ve Kur’an’da geçen, nakledilmiş, tesirli dualarla,

mesela

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْئَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ لِي وَلَهُ فِي الدِّينِ وَالدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ

360