إِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ
وَكَأَيِّنْ مِنْ دٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَاۗ اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ
ayetlerinin ifade ettiği, kerem sahibi bir zâta yakışır hakikati, canlıların her bir türü hal diliyle haykırıp söylüyor. Hatta yalnız ihtiyar akrabanın değil, belki insanlara arkadaş olarak verilen ve rızıkları insanların rızkı içinde gönderilen kedi gibi bazı varlıkların rızıkları da bereket suretinde geliyor. Bunu doğrulayan, kendi gördüğüm bir misal: Yakın dostlarım bilir, iki-üç sene önce her gün yarım ekmek olan –o köyün ekmeği küçüktü– belli bir erzakım vardı ki, bana çok defa yetmiyordu. Sonra dört kedi misafir geldi. O aynı erzak hem bana hem onlara yetti. Çok kere de artardı.
İşte şu hal o derece tekrarlandı ki, bende kedilerin bereketinden istifade ettiğime dair bir kanaat uyandı. Kesin bir şekilde ilan ediyorum: Onlar bana yük değildi, hem onlar bana değil ben onlara minnet duyuyordum.
Ey insan! Madem görünüşüyle canavara benzeyen bir hayvan, insanların evine misafir geldiği vakit berekete vesile oluyor… Öyleyse yaratılmışların en şereflisi ve hürmete lâyık olanı insan.. insanların en mükemmeli müminler.. onların hürmete ve merhamete en lâyıkları olan düşkünler, kör ve sakat ihtiyarlar.. onların içinde şefkate, hizmete ve sevgiye en lâyık bulunan akrabalar.. ve akrabaların içinde de en hakiki ve en sadık yâr olan anne ve baba, ihtiyarlıklarında bir evde bulunsa ne derece bereket vesilesi, rahmet vasıtası ve لَوْلَا الشُّيُوخُ الرُّكَّعُ لَصُبَّ عَلَيْكُمُ الْبَلَاءُ صَبًّا yani “Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı belâlar sel gibi üstünüze dökülürdü.” sırrıyla, musibeti uzaklaştırmaya ne kadar büyük bir sebep olur, kıyasla!
İşte ey insan! Aklını başına al! Eğer ölmezsen ihtiyarlayacaksın. اَلْجَزَاءُ مِنْ جِنْسِ الْعَمَلِ sırrıyla sen, anne ve babana hürmet göstermezsen
Dipnotlar
- “Bütün mahlûkların rızıklarını veren, kâmil kuvvet ve tam iktidar sahibi, Allah Teâlâ’dır.” (Zâriyât sûresi, 51/58)
- “Nice canlı mahlûk var ki, rızıklarını kendileri taşıyamazlar. Size de onların hepsine de rızıklarınızı veren Allah’tır.” (Ankebût sûresi, 29/60)
- ez-Zebîdî, Tâcü’l-arûs 5/5243. Ayrıca bkz. Ebû Ya’lâ, el-Müsned 11/287; et- Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 22/309; el-Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ 3/345.
- “Her amel kendi cinsinden şeyle karşılık görür.” (İbni Receb, Câmiu’l-Ulûmi ve’l- Hikem 1/186; İbni Hacer, Fethu’l-Bârî 10/77; Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-Merfûa s.103)