her hadiseyi işitecek ya da milyonlarca lira harcayıp devletin tel ve telefon hatları kadar hatlara ve padişah misali bir telgraf dairesine sahip olacak ki arkadaşı gibi mükemmel bir eser yazsın.
Aynen öyle de – –وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْأَعْلٰى eğer sayısız eşya ve mahlûkat Vahid-i Ehad’a verilse, o irtibat ile her şey O’nun birer mazharı olur. O Ezelî Güneş’in tecellisine mazhariyeti sayesinde O’nun hikmet kanunlarıyla, ilmî düsturlarıyla ve kudretinin kaideleriyle irtibat kurar. O vakit, Cenâb-ı Hakk’ın kudret ve kuvvetiyle, her şeyi gören bir gözü, her yere bakan bir yüzü ve her işe geçen bir sözü hükmünde Rabbanî bir cilveye mazhar olur. Eğer o bağ kesilse, o varlığın her şeyle irtibatı kopar, cismi kadar küçük bir yere sıkışıp kalır. O halde mutlak bir ulûhiyete sahip olmalı ki önceki vaziyette gördüğü işleri görebilsin.
Kısacası: Vahdet ve iman yolunda zorunluluk derecesinde bir rahatlık ve kolaylık var. Şirkte ve her şeyi sebeplere vermekte ise imkânsızlık derecesinde zorluk ve zahmet bulunur. Çünkü bir tek zât, çok sayıda şeye zahmetsizce vaziyet verir ve bir netice elde eder. Eğer o vaziyet verme ve netice elde etme işi çok sayıda şeye havale edilse, o vakit o vaziyet ve netice çok külfetle ve pek çok hareketle ancak elde edilir.
Mesela –Üçüncü Mektup’ta denildiği gibi– gökler meydanında, güneşin ve ayın kumandası altında, yıldızlar ordusunu harekete geçirip her gece ve her sene göz alıcı bir şekilde, âdeta tesbih eder bir halde dolaştırmak, bir akışla döndürmek demek olan cazibeli, sevimli semavî vaziyet.. ve mevsimlerin değişmesi gibi büyük faydaların meydana gelmesi demek olan o ulvî, hikmetli yeryüzü hadiselerinin neticeleri eğer vahdete verilse, o Ezel Sultanı –kolayca– yerküre gibi bir askeri o vaziyet ve o netice için muazzam gökcisimlerine kumandan tayin eder. Yeryüzü, o emri aldıktan sonra memuriyet neşesinden mevlevî gibi zikreder ve semâa kalkar, az bir masrafla o güzel vaziyet elde edilir ve o mühim netice meydana gelir.
Eğer yeryüzüne, “Sen dur, karışma!” denilse.. o netice ve vaziyetin elde edilmesi göklere havale edilse.. vahdetten kesrete ve şirke gidilse.. o vakit, her gün ve her sene, yerküreden binlerce kat büyük milyonlarca yıldızı hareket ettirmek, dünyanın milyarlarca senelik mesafeyi yirmi dört saatte ve bir senede almasını sağlamak lâzımdır.