verilmiş. Bütün Sözler o mazhariyetin cilvesidir. İnşallah o risaleler, وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُۧوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا sırrına ermiştir.
İkincisi
Nakşî tarikatı hakkında söylenen,
Der tarîk-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk:
Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk.
şeklindeki hoş ve güzel beyit hatırıma geldi, onunla beraber birden şu mısralar doğdu:
Der tarîk-i acz-mendî, lâzım âmed çâr çiz;
Fakr-ı mutlak, acz-i mutlak, şükr-ü mutlak, şevk-i mutlak, ey aziz!
Sonra senin yazdığın: “Bak kitab-ı kâinatın safha-yı rengînine...” diye başlayan renkli ve zengin şiiri hatırladım. O şiirle gökyüzündeki yıldızlara baktım. “Keşke şair olsaydım, bunu tamamlasaydım!” dedim. Halbuki şiire ve nazma kabiliyetim yok; yine de başladım, fakat nazım ve şiir yapamadım. Kalbe nasıl geldiyse öyle yazdım. Benim varisim olan sen, istersen nazma çevir, tanzim et. İşte birden hatıra gelen ifadeler:
Dinle de yıldızların şu şirin hutbesini,
Nurlu nağmesini hikmet, bak nasıl beyan eylemiş.
Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler:
Bir Kadîr-i Zülcelâl’in haşmetli saltanatına,
Nurlu birer deliliz, Sâni’in varlığına
Hem vahdete hem kudrete şahitleriz biz!
Şu zeminin yüzünü yaldızlayan
Nazenin mucizeleri gibi melek seyranına.
Dipnotlar
- Üstad Hazretleri birçok yerde “Sözler” ifadesini bütün Risale-i Nur Külliyatı’nı işaret eden bir mânâda kullanmıştır.
- “Kime hikmet nasip edilmişse, doğrusu büyük bir hayra mazhar olmuştur.” (Bakara sûresi, 2/269)
- Nakşî yolunda dört şeyi terk etmek gerekir: Hem dünyayı, hem nefis hesabına ahireti, hem kendini terk etmeli, hem de ucb ve fahre girmemek, yani ameline güvenip övünmemek için bu terk ettiklerini de düşünmemeli…
- Ey aziz kardeşim! Acz esasına dayanan şu yolda dört şey gereklidir: Sonsuz fakr, sonsuz acz, sonsuz şevk ve sonsuz şükür.
- Bak şu kâinatın rengarenk sayfasına.