iki sene askerliği, bize belki bin liralık manevî faydayı kaybettirdi. Her neyse... Her şeye gücü yeten Allah, bulutlarla dolu havayı bir dakikada süpürüp temizleyerek göğün berrak yüzünde parlak güneşi gösterdiği gibi, bu karanlık ve rahmetsiz bulutları da yok edip Şeriat’ın hakikatlerini güneş gibi gösterir ve bize ucuz, kolay bir şekilde verebilir. O’nun rahmetinden bekleriz ki, pahalı satmasın. Baştakilere akıl, kalblerine iman versin yeter. O zaman her şey kendi kendine düzelir.
Dördüncü Soru
Diyorlar ki: “Madem elinizdeki nurdur, topuz değil; nura karşı koyulmaz, ondan kaçılmaz ve nurun açığa çıkmasından zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza tedbirli olmayı tavsiye ediyorsunuz, çok nurlu risalelerin herkese gösterilmesini yasaklıyorsunuz?”
Bu sorunun cevabı özetle şudur: İnsanların çoğu âdeta sarhoş, başları dönmüş, okumazlar. Okusalar da anlamaz, okuduklarına yanlış mânâ verip ilişirler. İlişmemeleri için akılları başlarına gelinceye kadar risaleleri onlara göstermemek gerekiyor. Hem çok vicdansız insanlar var ki, garaz, hırs veya korku sebebiyle nuru inkâr eder yahut ona gözünü kapar. Bunun için kardeşlerime de tedbirli davranmalarını, hakikatleri ehil olmayan insanların eline vermemelerini tavsiye ediyorum. Ehl-i dünyada şüphe uyandıracak işlerde bulunmasınlar.
Sonsöz
Bugün Refet Bey’den bir mektup aldım. Allah Resûlü’nün mübarek sakalı hakkındaki sorusu münasebetiyle diyorum ki:
Dipnotlar
- “İlmi lâyık olmayan kimseye öğretmek, domuzun boynuna mücevherat, inci, altın takmak gibidir.” anlamındaki hadis için bkz. İbni Mâce, mukaddime 17.
- Haşiye: Ciddi bir meseleye vesile olabilecek bir latife: Dün sabah bir dostumun damadı olan Mehmed yanıma geldi. Sevinçle, müjde verircesine dedi ki: “Senin bir kitabını Isparta’da basmışlar, birçok insan okuyor.” Dedim ki: “Bu, yasak olan şekli değildir, müstensihle bazı nüshalar alınmış, hükümet ona bir şey demez.” Sonra dedim ki: “Sakın bunu dostun olan iki münafığa söyleme. Onlar bahane etmek için böyle bir şey arıyorlar.” İşte kardeşlerim, bu adam gerçi bir dostumun damadıdır ve o sebeple benim de ahbabım sayılır. Fakat berberlik mesleğinden dolayı vicdansız bir öğretmenin ve münafık müdürün dostudur. Orada kardeşlerimizden biri bilmeyerek öyle söylemiş; iyi oldu ki, önce geldi, bana haber verdi. Ben de tembih ettim, fenalığın önü alındı. Ve teksir makinesi binlerce nüshayı bu perde altında çoğalttı.