398 Mevlâ (çoğulu mevâlî): Bir kimse kölesini azad ettiğinde, bu azatlı köleye, eski efendisinin “mevlâ”sı denir. Aralarında bazı hukuk cari olur. Âdeta bir yönüyle aileden biri gibi olur.
399 Ebû Dâvûd, zekât 30; Tirmizî, zekât 25.
400 Ali el-Kari, Fethu babi’l-inaye, 1/539.
401 Tirmizî, zekât 27; Dârîmî, zekât 17.
402 Buhârî, mevâkît 5, cihâd 1, edeb 1, tevhîd 48; Müslim, imân 138-140.
403 Buhârî, edeb 1; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned, 2/32.
404 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned, 4/385; Tirmizi, birr 61, 62.
405 Bkz.: eş-Şâfiî, el-Ümm, 2/87; Mâverdî, el-Hâvî el-Kebîr, 3/387.
406 Şuarâ sûresi, 26/214.
407 Âl-i İmrân sûresi, 3/92.
408 Buhârî, zekât 44, vekâle 15, vesâyâ 17, 26, tefsîr (3) 5, eşribe 13; Müslim, zekât 42-43.
409 Buhârî, zekât 44.
410 Müslim, zekât 41.
411 Tirmizi, zekât 26.
412 Buhârî, edeb 27; Müslim, birr 66.
413 Bkz.: Reşid Rıza, Tefsîru’l-menâr, 10/431.
414 Enfâl sûresi, 8/60.
415 et-Taberî, Tarihu’l-ümem ve’l-mülûk, 4/51.