İçeriğe geç

Hemen küçük kulübeyi teftiş eder. Artık iş anlaşılmıştır. Bu üç şakî, Allah Resûlü’nün mübarek nâşını çalmak ve O’nu Hıristiyan diyarına kaçırmak için vazifelendirilmiş üç âdi casustur ki, kulübeden Ravza-i Tâhire’ye doğru bir tünel kazmakla meşguldürler. Suçlarını itiraf ederler.

Nureddin bu alçaklara lâyık oldukları cezayı verir ve sorumluluğunu yerine getirir. Daha sonra da Ravza-i Tâhire’nin dört tarafına derin hendekler açtırıp erimiş kalay ile doldurur. Böylece, Nureddin’in gördüğü rüya, bütün bir İslâm âlemi için, peygamberlerinin nâşını kaybetmek gibi önemli bir hâdiseden kurtarmış olur.

cc. Tabiri Çıkmış Bir Rüya

Tabiri çıkmış bir rüyayı da Asrın Büyük Çilekeşi’nden nakledelim. Şöyle diyor:

“Eski Harb-i Umumî’den evvel ve evailinde bir vâkıa-i sadıkada görüyorum ki, Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağı’nın altındayım. Birden o dağ, müthiş infilak etti. Dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki, merhum validem yanımdadır. Dedim: ‘Ana korkma! Cenâb-ı Hakk’ın emridir; O Rahîm’dir ve Hakîm’dir.’ Birden o hâlette iken, baktım ki mühim bir zât, bana âmirane diyor ki: ‘İ’caz-ı Kur’ân’ı beyan et!’

Uyandım, anladım ki bir büyük infilak olacak. O infilak ve inkılâptan sonra, Kur’ân etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur’ân, kendi kendini müdafaa edecek. Ve Kur’ân’a hücum edilecek; i’cazı, onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu i’cazın bir nev’ini şu zamanda izharına, haddimin fevkinde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak. Ve namzet olduğumu anladım.”51

94