İşte büyük vazifelerle muvazzaf bir Nebi de, ihtiyaç hâsıl olduğu zaman böyle bir şey isteyebilir. Bazen de Allah onun bu isteğini bildiğinden, istemesine gerek kalmadan da verebilir. Efendimiz’in iki hâdiseden dolayı canı gırtlağına geldiği zaman, Miraç hâdisesi ile serfiraz kılınmıştır. Ebû Talip ve Hz. Hatice’nin vefatları Efendimiz’in hissiyat-ı ulviyesini sarstığı bir zamanda O, Allah’a dayandı, Cenâb-ı Vâcibü’l-Vücud da O’nu terk etmediğini gösterdi. Bu tabirler Kur’ânî olduğu için tereddüt etmeden kullanıyorum. Âyette, مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰى“Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.”7 buyuruyor Cenâb-ı Hak. Allah O’nu Miraç’a aldı ve kurb-i huzuruyla serfiraz kıldı. Böyle bir mesele, İbrahim ve Musa için de olabilir. Hz. İbrahim de, belki kavminin karakterini aksettirme üslûbuyla, رَبِّ أَرِن۪ي كَيْفَ تُحْيِي الْمَوْتٰى“Allahım, göster bana, ölüleri nasıl diriltiyorsun?” şeklinde bir talepte bulunmuştu. Bazılarının aklına “Hz. İbrahim, Allah’ın ölüleri dirilteceğine inanmıyor muydu?” diye bir soru gelebilir. Cenâb-ı Hak böyle bir istifhamın belirmesine meydan vermemek için, “Yâ İbrahim! İnanmıyor musun?” dedi. O da, “Biliyorsun, inanıyorum yâ Rabbi, fakat kalbin oturaklaşması gibi ciddî bir mevzu var. Onu istiyorum.”8 diye konuştu. Bütün cihan tereddütle dolup taşsa da ben iki kere iki dört eder kat’iyetinde inanmalıyım ki öldükten sonra insan mutlaka dirilecektir. Bunun mânâsı, bir nebi kanaatiyle aksine rüyada bile ihtimal vermeme demektir.
Dipnotlar
- 7 Duhâ sûresi, 93/3.
- 8 Bakara sûresi, 2/260.