Daha kolay anlaşılması için bir misal arz edeyim. Nasıl sinema şeridinde bir kısım şekil ve resimleri perdeye ışık vasıtasıyla aksettirmek suretiyle karşımızda bir kısım görüntüler meydana geliyor. Aslında karşımızdaki bu şeyler şekil değildir; şekli temsilen bir kısım şebehlerdir (karartılar) ki karşımızda oynamaktadırlar. Aynen öyle de Cenâb-ı Vâcibü’l-Vücud ve Tekaddes Hazretleri Zâtî kudreti, Zâtî iradesi, Zâtî meşîetiyle esmâ-i ilâhiyesini yokluk âlemine işte böyle tecellî ettirmiştir. Bu tecellîde bir kısım kimseler “müşahit”, bir kısım kimseler de “müşâhede edilen” olmuştur. Bir kısım şeyler “meşher” olmuş, bir kısım kimseler de o “meşherde gezenler.” Evet, olup biten şeyler bundan ibarettir. Her şeyin zimâmı Allah’ın elindedir. Gösteren, gösterdiği şeyleri yaratan ve bir tecellî ile ayakta tutan hep O’dur. Eşyanın, Kendisiyle münasebeti kesildiği zaman her şey bir sükûnete ve humûdete düşecektir.