Ehl-i Sünnet âlimleri, insanlar dünyada Cenâb-ı Hakk’ı görmeye muktedir olamasalar da ahirette Allah’ın görüleceğini söylerler. Onlara göre, En’âm sûresi 103. âyetinin nefyettiği şey ihata meselesidir. Evet, Allah ihata edilmez. İhata, bir meseleyi olduğu gibi kavramadır. Kavrama ise, meseleyi kemmî ve keyfî ölçüler içine sokar. Sınırlı bir insanın ihata edebildiği şeyin de sınırlı olması icap eder. Bir insanın, Hâlik-ı kâinat gibi nâmütenâhî (sınırsız) olması lâzım ki O nâmütenâhîyi idrak edebilsin. Hâlbuki kat’iyen bu mümkün değildir. Daha doğrusu Allah, imkân âlemi içinde böyle sınırsız bir varlık yaratmamıştır.
Öyleyse insan Allah’ı görür ama ihata ve idrak edip kavrayamaz. Zannediyorum bunu böyle anlamak en uygunu ve Ehl-i Sünnet de böyle anlamıştır. Evet, Cennet’te mü’minler, her hafta, Cenâb-ı Hakk’ın cemal-i bâkemâlini kendi mir’ât-ı ruhlarına göre müşâhede edecekler. Herkes O’na karşı ne çapta bir ayna tevcih etmişse, O da o kadar tecellî ile onu şereflendirecektir. Yani herkes O’nu kendi mir’ât-ı ruhuna göre görecektir. Bunun mânâsı, Allah Cennet’te görülecek demek değil; görenler Cennet’te bulunacak ve görecekler demektir.