Burada örnek olarak Hz. Nuh’un gemisini verebiliriz. Âyet-i kerimede Allah, Hz. Nuh’a: وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا“Bizim gözetimimiz altında ve vahyimiz doğrultusunda, gemiyi yap.”2 diyerek Hz. Nuh’a gemi yapma hendese ve matematiğini öğretmiştir. Allah’ın Hz. Nuh’a yaptırdığı gemi, bugünün teknolojisinin çok üzerinde, tufanın getirdiği dev dalgalar içinde batmayacak ve ona dayanabilecek kapasitede bir gemidir. –Çok gelişmiş teknoloji ile inşa edilen “Titanic”in daha küçük bir handikap karşısında paramparça olduğu düşünülünce bu çok büyük bir hâdise ve mucize sayılır.– O öyle bir gemidir ki, yeryüzü sularla dolup taştığında bile, hacıyatmaz gibi ne yan gelip sarsılmış ne de devrilmiştir. Çünkü bu gemiyi Allah, وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا yani “Gemiyi Bizim gözlerimizin önünde yap. Biz sana nezaret edecek, plan-projede seni yalnız bırakmayacağız.” demiştir ki; âyet-i kerimedeki أَعْيُنِنَا kelimesi bu hakikati ifade etmektedir. Evet, Hz. Nuh’un gemisinde belki mübtediyâne fakat müntehiyâne bir teknoloji uygulanmıştır. İşte bu âyet-i kerimede Allah insanlara seviyeli bir ufuk göstermektedir. Yani öyle bir gemi icat edin ki, dünyayı bütünüyle su alsa, bu müthiş tufanda dev dalgalar ve girdaplar birbirini takip etse bu gemi batmamalı ve emniyet içinde yoluna devam etmelidir.
Hem meselâ, Hz. İbrahim’in ateşte yanmaması, bugün için amyant maddesi üstü bir şeyle izah edilebilir; ne var ki, işaretlenen nokta bundan çok ötededir; kim bilir belki bir gün gelecek, insanda bir enerji yoğunlaşması olacak ve insanın ruh gücünü maddenin önüne geçirecek ve netice itibarıyla insan amyantla değil, doğrudan doğruya çıplak ayakları ile ateşin içine girip yanmayacaktır. Esasen bu güç, âdiyat çerçevesinde olmasa da potansiyel olarak insanın mahiyetinde mevcuttur.
Dipnotlar
- 2 Hûd sûresi, 11/37; Mü’minûn sûresi, 23/27.