İçeriğe geç

Mucize, Allah’ın yaratmasıyla peygamberin elinden sâdır olup, peygamberin peygamberlik davasını ispata matuf harikulâde hâl ve keyfiyettir.. ve her peygamberin mucizesi, insanların ilim ve irfan dünyasına yeni ufuklar açan birer işarettir. Peygamberler hem maddî hem de mânevî terakkide insanların rehberleri konumundadırlar ve insanlar onların arkalarından giderek bir yerlere varabileceklerdir. Meselâ bir tasavvuf ehli, “seyr ilallah”, “seyr fillâh”, “seyr maallah” ve “seyr anillâh” deyip bir yolculuğa çıkmakta ve bunu yaparken de kendisine peygamberi rehber edinmektedir. Miraç, harikalar kuşağında, böyle peygamberâne bir seyahatin unvanıdır. Meselâ Seyyid Şerif Cürcânî, Sadettin Teftâzânî, Şirâzî, İsferâyînî, İmam Maturîdî ve Ebû’l-Hasen el-Eş’arî gibi kimseler, kelâm yoluyla Cenâb-ı Hakk’ın zâtî sıfatları ve esmâ-i kudsiyesi yolunda seyahat yapmışlardır. Yine meşhur İslâm filozoflarından İbn Sina “Allah’tan başka her şey mümkinü’l-vücuddur, Allah ise vacibü’l-vücuddur.” diyerek belli yollarla vacibü’l-vücud gerçeğine ulaşmıştır. Hatta biz, bugün bu ifadeyi o kadar benimsemişizdir ki, “vacibü’l-vücud” ifadesini Cenâb-ı Hak’tan gelmiş bir ad ve unvan gibi kullanırız. Esasen bu tabir, İbn Sina’nın icadıdır.

2