İçeriğe geç

Evvelâ, mevlidin para karşılığında okunması tasvip edilemez. Mevlit okuyana hediye verilmeli, ancak okuyan kişi o hediyeyi kerhen almalıdır. Eğer mevlit, Allah’ı ve Resûlullah’ı senâ ise –ki, öyledir– bu mânâda mevlit okuyan kişinin, “Allah’ı ve Peygamber’i methettim. Bana para verin.” mânâsına o beklentiye girmesi, hemen paraya elini uzatması, Allah’a ve Resûlü’ne karşı yakışıklı düşmemektedir. Mevlit okuyan kişi bunun karşılığını beklemediği hâlde farkında olmadan cebine bir şey konulmuşsa, bence mümkünse bunu yememelidir.

İkinci olarak, mevlit samimî ve içten gelerek okunmalıdır. Meselâ bir kimse, “Her ne zaman Seni anarsam gözyaşlarım ceyhun olur.” veya “Her kaçan Seni ansam kararım kalmaz.” der de öyle olmazsa, yalan söylemiş ve riyakârlık yapmış olur.

Kur’ân-ı Kerim’i para karşılığı okuma meselesine gelince, o, daha fazla hassasiyet isteyen bir husustur. Zira Müslümanın, onu okuması ve mânâsını anlatması, muallimin vazifesi cümlesindendir. Bunu medar-ı maişet yapmak, Kur’ân’ın hikmet-i nüzulüne zıttır. Kelâmullah, insanlar, sırtından para kazansın diye indirilmemiştir. Kur’ân, hayat ona uydurulsun, ona göre tanzim edilsin, insanlar Allah’ın istediği düzen içine girsinler diye inmiştir. Cenâb-ı Hak, nerede, “Biz Kur’ân-ı Kerim’i indirdik.” diye Kur’ân’ı anlatmışsa, hemen arkasından ona uymayı emretmiş, Kur’ân’ın hikmet-i nüzulüne dikkati çekmiştir. Bunların içinde de “Siz Kur’ân-ı Kerim’i okurken karşılığında bir şey alabilirsiniz.” şeklinde bir hüküm yoktur.

3