İçeriğe geç

Meseleye bir de tasavvufî açıdan ve değişik vusûl meslekleri, yani Allah’a ulaşma yolları zaviyesinden bakmanın faydalı olacağına inanıyorum. İsm-i Zâhir yoluyla sürdürülen seyr u sülûk olduğu gibi, ism-i Bâtın yoluyla sürdürülen seyr u sülûk de vardır. Gerçi mutlak mânâda zikredildiğinde, ism-i Zâhir yoluyla sürdürülen seyr u sülûk, tam bir seyr u sülûk mânâsına gelmez. Ona, belki tetkik, tefekkür, okuma veya temâşâ demek daha uygun olur. İsm-i Zâhir’le alâkalı bu şeylerin, ister enfüsün bir mânâsında, isterse âfâkın bütün mânâlarında cereyan etmesi arasında fark yoktur.

Şu da unutulmamalıdır ki, bu şeyler genelde Cenâb-ı Hakk’ın esmâsının tecellîleri ile alâkalıdır. Bunlar her şeyin dış yüzündeki renkler, güzellikler, armoni, nizam, intizam ve âhenktir. Bu yönüyle bakınca, insan istidlâllerde bulunarak güzelliklerden Güzel’e, nizamdan Nâzım’a, âhenkten âhengi vaz’edene, tenasüpten tenasübü koyana yürür… Fakat bütün bunlar, eğer bir bâtınî beslenmeye açık değilse ve vicdan da o ölçüde işletilmiyorsa, insan sadece kitabın yapraklarıyla meşgul olur ki, bu da insanı ancak kitabın yazılarının gösterdiği bilgi ve nisbî mârifete ulaştırabilir. Bu mârifet ise, bizim anladığımız tasavvufî mânâda ve İslâm’ın ruhî hayatını ihtiva eden ve muhabbeti netice veren mârifet değildir. Muhabbeti netice veren mârifet, Allah’la münasebetten işe başlayarak, bir yönüyle O’nun güzelliğinin, vaz’ettiği nizam ve âhengin ruhunu ifade eden mârifettir.

Evet, aşağıdan yukarıya giderek, nizamdan Nâzım’a gitme yolu başka, yine temelde Allah’ı kabul ederek o nizamı Nâzım hesabına değerlendirme ve meselenin üzerine böyle gitme başkadır. İkinci yol, kişinin seyr u sülûk-i ruhanîsinde her zaman yolunu aydınlatır ve onu ışığından faydalandırır.

2