İçeriğe geç

Bütün bunların yanında insanın, sadır ve sinesi de, her zaman okunmaya açık tutulması gerekli olan ve bu mevzuda kadirşinas davranılması gerekli olan bir kitaptır. İnsan böyle bütün bütün dimağını, ilhamlarını dışlayıp zekâsının ulaşabileceği derinliklere karşı kapalı kalırsa, kendi his, şuur ve ilhamlarına karşı kadirnâşinaslık yapmış olur. Burada müşahhas bir örnek olması açısından Bediüzzaman’ı zikretmek mümkündür. O, kendinden önceki seleflerinin eserlerini okumuş, onlardan a’zamî derecede istifade etmiş, ancak her meselede onların arkasından gitmemiş ve kendine göre Kur’ân ve Sünnet’e dayalı bir sistem kurmuştur. Bunu eserlerinin tamamında görmek mümkündür. Meselâ Haşir Risalesi’nde haşir akidesini, seleflerinden farklı olarak, esmâ-i ilâhiye pencerelerinden bakarak değerlendirip izah etmiştir. Bu konuda kendisine ilham kaynağı olan Râzî’nin Tefsir-i kebir isimli eserinden istifade eden Bediüzzaman, esmâ-i ilâhiye yörüngeli bir haşir akidesini, Haşir Risalesi isimli eserinde nakış nakış dokumuştur. O, haşrin her meselesini Allah’ın değişik isimlerine atıflar yaparak izah etme yoluna gitmiş ve bu sayede de tıpkı mütekabil aynalar odasında olduğu gibi ele aldığı meseleler ayrı bir derinlik kazanmıştır. Haşir Risalesi çok okunduğunda zannediyorum bu derinlik daha iyi anlaşılacaktır.

Hâsılı insan, fizikten kimyaya, astronomiden astrofiziğe ondan Kitap’a ve Sünnet’e uzanan çizgide daima ilhamlarının gemini gevşek tutmalı ve onları mahmuzlayarak yeni ufuklara koşmalıdır.

87