Muasır İslâm düşünürlerinden Allâme Hüseyin Cisr, kendisine evrim teorisi hakkında soru sorulduğunda, “Bu mesele henüz bir nazariyedir. Pozitif olarak ortaya konduğunda ben bunu Kur’ân âyetleri ile telif edebilirim.” cevabını vermiştir. Bu örnekten de anlaşıldığı gibi, insanlar ne kadar devâsâ olurlarsa olsunlar kendilerine ait yorumlarında çağlarının tesirinde kalabilmektedirler. Ancak burada şunu da ifade etmeliyim ki; bizim için birer ayaklı kütüphane hükmünde olan bu tür âlim zatların eserleri mutlaka okunmalı, ama kendi ilhamlarımızın kolu ve kanadı kırılmamalıdır. Çünkü bizim de çağın ilim ve idrak anlayışına göre bazı orijinal yorumlar getirmemiz her zaman mümkündür.. ve bu tür yeni yorumlar ortaya koymak da, nassları sarsma ve onları farklı anlama demek değildir. Elverir ki, bu iş samimî ve ehliyetli insanlar tarafından yapılsın.
Mecelle’nin meşhur kaidesine göre “Ezmânın tegayyuru ile ahkâmın tegayyuru inkâr olunamaz.” Zamanla gelen ahkâm, zamanla değişir. Zamanı aşarak, zaman üstü gelmiş ve ebede gitmeye namzet olan şeylere gelince, onlar asla değişmez. Dinde, örf, âdet ve an’aneye bağlı verilmiş hükümler vardır. Bu hususlar hakkında ne Kitap’ta, ne de Sünnet’te delil yoktur. Bunlar zamanın ilcaatıyla ortaya konmuş hükümlerdir ve bir başka zaman da kaldırılabilirler. Bunun gibi şahıslara ait, zamanın, içinde bulunulan devrin gereği ve zorlamalarıyla ortaya konmuş bazı yorumlar vardır ki, bunlar ilme ve fünuna açık yorumlardır ve günümüzde de bu kabîl pozitif neticeler oldukça çoktur. Bu itibarla günümüzün insanı belki bir ölçüde daha şanslı sayılabilir ve vereceği kararlarda daha rahat olabilir. Ancak bu, “Bütün bütün kitaplara sırtını döneceksin, eskiyi atacaksın, yeniyi alacaksın.” düşüncesi demek de değildir.