İçeriğe geç

Ama günümüzde herhangi bir insan gelip Müslüman olsa, bizim kalkıp ona böyle bir şey söylememiz kat’iyen doğru olamaz. Çünkü söylediğimiz şeyler, onun dem ve damarına dokunup, inanacakken kaçmasına sebep olabilir. Hatta bu tür yersiz müdahaleler, bazen çok ileri derecede inanmış insanlarda bile sarsıntı hâsıl edebilir. Meselâ Kur’ân’ın yedi kıraat üzerine nâzil olması vesilesiyle, kıraat farklılıklarından dolayı sahabe arasında dahi yer yer tartışmalar çıkmıştır. Yine bir sahabinin imamlık yaparken, Kur’ân’ı kendisine öğretilen kıraatle okuması, başka bir sahabi tarafından yanlış okuyorsun gerekçesiyle itâp edilmesine ve yaka-paça edilerek Efendimiz’in huzuruna götürülmesine sebep olmuştur ki, bu durum o zatı ciddî şekilde rencide etmiş; hatta sarsıntı geçirmesine vesile olmuştur. Daha sonra da Efendimiz’in elini göğsüne vurup teskin etmesiyle üzerindeki olumsuzluğu atmış ve rahatlamıştır.10 Kaldı ki Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir peygamberdir, O bu gibi yerlerde peygamberlik kuvve-i kudsiyesini kullanıyordu. Dolayısıyla O’nun ağzından çıkan ses, yaklaşım keyfiyeti vs. insanlar üzerinde ayrı bir tesir icra ediyordu. Bu yüzden O’nu dinleyip dinlememe bile, bir yerde din veya dinsizlik gibi addediliyordu. Bu açıdan, kimse kendini O’nun yerine koymamalı ve İslâm’a gönlü henüz ısınmış birine, “saçını kes, elbiseni düzelt vs.” dememeli. Bunlar söylenmesi şart sözler değildir. Söylerseniz, o insan gider, bir daha da geri gelmeyebilir. Bu safhada söylenecek bir şey varsa, o da takdir, tebcil, tebriktir ve “Kardeşim sana ne mutlu! Çünkü Efendimiz: ‘Müslümanlık, cahiliyeye ait şeyleri siler götürür.’11 buyuruyor. Dolayısıyla sen şu anda anadan doğmuş gibi tertemiz ve günahsızsın.” demek türünden ifadelerdir.

5