İçeriğe geç

Zikredilen bu hususlar yanında inayet-i ilâhînin çok önemli bir vesilesi de vifâk ve ittifaktır. Çünkü teker teker her ferdin gücü veya beş-on insanın bir araya gelmesiyle meydana gelen topluluğun iktidarı müsellem olsa da Allah’ın bir cemaate, teker teker her ferde düşen hisselerin toplamından çok daha fazlasını lütfettiği de bir gerçektir. Eğer Cenâb-ı Hak, cihanın fethini ve rûh-ı revân-ı Muhammedî’nin dünyanın dört bir yanında şehbâl açmasını, mü’minlerin vifâk ve ittifak halinde mücadele etmesine bağlamışsa, bu husus ihmal edildiğinde, her bir fert tek başına Hasan Şâzelî, Ahmet Bedevî, Şâh-ı Geylânî gibi dev bir şahsiyet bile olsa, yine de başarılı olamayacaktır. Çünkü Allah (celle celâluhu) böyle bir başarıyı Müslümanların birlik ve beraberliğine bağlamıştır. Evet, Allah’ın cemaate olan engin lütfu, ferdî kutbiyeti de, gavsiyeti de aşacak bir keyfiyettedir. Nitekim يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ“Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir.”2 âyet-i kerimesi ve “Allah’ın inayet ve kudreti cemaatle beraberdir.”3 hadis-i şerifi de bu hakikate parmak basmaktadır. O açıdan yukarıda da zikredildiği gibi, Cenâb-ı Hakk’ın inayetine sunulan en güçlü dilekçelerden biri de vifâk ve ittifaktır.

Hâsılı, Allah’ın inayetine mazhar olmak isteyenler, zikredilen bu hususlara riayet etmeli ve yapacakları hizmetleri bu doğrultuda yürütmelidirler.

3