İçeriğe geç

Onlar, Müslümanlığı kendi hesaplarına bu kadar derince yaşamalarına rağmen, davranışlarında aşırı, saldırgan ve dengesizdirler. Evet onlar, Hz. Ali ve Hz. Muaviye gibi şerefli sahabilere kâfir dedikleri gibi, “Lâ ilâhe illallâh” diyen pek çok kimseyi de kâfir saymaktadırlar. İşte bütün bunlar göstermektedir ki Hâricîler, Allah Resûlü’nün ifadeleri içinde, İslâmiyet’in içine bir ok gibi girmişler; girdikleri gibi de hiçbir şey elde etmeden ve duymadan çıkıvermişlerdir. Hz. Ali (radıyallâhu anh), Sıffîn Savaşı’nda kolunda “ben” veya “ur” olan birini görünce, İbn Abbas’ın (radıyallâhu anh), Efendimiz’in: “İşte bunlar sana karşı savaşacak ey Ali!” sözünü hatırlatması üzerine, onların öldürülmesini kendi hakkaniyetine delil saymış ve Peygamberimizi her zaman doğru çıkaran Allah’a hamdetmişti…

Benzeri örneklerin, günümüzde de yaşandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Şöyle ki, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Deccal’le ilgili bir hadislerinde, âhir zamanda Deccal’in ortaya çıktığı dönemde, Horasan civarında yetmiş bin taylasanlı (sarıklı) insanın ona iltihak edeceğini haber vermiştir.4 Bir dönemde komünist düşünce yaygınlaşmaya başladığında, kendisini Müslüman sayan nice insan, namaz kılıp hacca gittiği ve İslâm’ın diğer rükünlerini yerine getirdiği halde; İslâm’ın emirlerine karşı, “14 asır önce inmiş köhne düşünceler..” –hâşâ– deyip komünizm ideolojisine temennâ durmuşlardı.. durmuş, küfr ü küfrânın her tarafa yayılması karşısında yer yer hıçkıra hıçkıra ağladığı ve Rabbin huzurunda edeple durup ibadet ü taatte bulunduğu halde, bir vahşi sisteme karşı ses çıkarmamış, hatta “ale’r-re’si ve’l-ayn” diyerek hüsnükabul göstermişlerdi.

4