İçeriğe geç

Bu hadiste dikkat çeken bir başka husus da, Allah Resûlü’nün; “Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söyler ve Kur’ân okurlar..” ifadesidir. Aynı mânâda başka bir hadis-i şerifte de: “Siz, kendi amellerinizi onların amellerinin yanında küçük görür ve hafife alırsınız.” buyurmaktadır ki, irtihal hâdisesinden kısa bir süre sonra, karmakarışık hâdiselerin sevimsiz lisanıyla sahabeye bir kere daha “Muhammedün Resulullah” dedirtecek keşmekeşi ifade açısından ne ürpertici bir üslûptur!3

Bu hususta ilk dikkatimizi çeken hiç şüphesiz, Asr-ı Saadet’e yakın, o dönemde zuhur eden Hâricilîk olayıdır. Onlar, dinde, günaha giren bir insanın kâfir olacağına inanacak kadar hassas düşünmüş ve ibadet ü taatlerinde olabildiğine dikkatli davranmışlardır. Hatta bu çerçevede yalan söylemeyi küfür saydıklarından, onca taşkınlıklarına rağmen hadisçiler, onların rivayet ettikleri hadisleri kabul etmişlerdir. Yine onlar, Kur’ân varken yapılacak başka içtihatları kabul etmemiş; etmemiş ve bundan dolayı, Ebû Musa el-Eş’arî ile Amr İbn Âs’ın hakemlik için bir araya gelmelerini, Hz. Ali ile Hz. Muaviye’nin küfrüne vesile saymışlardır.. evet, “Hz. Ali de, Muaviye de kâfir oldu!” demişlerdir.

3