İçeriğe geç

Bu meselenin akıl-mantık-muhakeme planında bir diğer yönü, her şeyin maddeye incirar ettirilmesi (indirgeme) suretiyle kaosa sebebiyet verilmesidir. Hâlbuki her şey maddeden ibaret değildir. Bediüzzaman’ın enfes yaklaşımı ile “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerine inmiştir. Göz ise mâneviyatta kördür.” İşte gözün kör olduğu bu sahada basiret devreye girmelidir. Şimdi laboratuvarlarda ölesiye araştırma yapan insanların, fizikî âleme ait keşif ve icatlarının yanında, bugüne kadar metafizik, anti madde, anti nötron dediğine de ben şahit olmadım. Yani onlar metafizik âleme karşı olabildiğine kapalılar.

İşte her şey bu şekilde maddeye inhisar ettirilince, mantık ve muhakeme pek çok yönüyle ihmale uğruyor demektir. Bir meşhergâh olan kâinata bakılıyor ama, mülâhazalar hep dar bir çevrede kalıyor. Bir düşünürün ifadesiyle, “İlimsiz din topal, dinsiz ilim kör.” hakikati bütün netliği ile ortaya çıkıyor ve tam anlamıyla bir mantık ve muhakeme boşluğu yaşanıyor.

Bu faslı kapatırken, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayatını bir de bahsini etmeye çalıştığımız mantık, muhakeme ve his açısından derinlemesine incelemenin faydalı olacağı inancımı ifade etmeliyim. Evet, O bizim için bir hayat kaynağıdır. Dolayısıyla inanç, düşünce ve davranışlarında O’nu örnek almayan, O’nun arkasında yürümeyen birisinin gerçek hayatı anlaması mümkün değildir.. değildir çünkü bu insan gerçek hayat kaynağını bulamamıştır. Bu bir tarafa, o insanın dünyada kaybettiği gibi ahirette de kaybetmesi muhtemeldir. Onun için, dünya ve ahirette kaybetmek istemeyenler, Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) rehberliği ışığında yürümeye çalışmalıdırlar.

5