İçeriğe geç

Yalnız burada bir endişemi de izhar etmeliyim. Her gün daha bir ilerleyen teknik ve teknoloji, insan dimağını belli ölçüde pasifize etmektedir. Bugünün talebeleri cep ve saat bilgisayarlarına güvenerek çarpım tablosunu bile ezberleme ihtiyacı duymamaktadır. Bu ise beyin fakültelerinin aktif hâle gelmesini engellemektedir. Evet, insanlık, mutlaka teknik ve teknolojik imkânlardan istifade etmelidir ama dengeyi bozmamak şartıyla. Meselâ, yukarıda bahsettiğimiz çarpım tablosunda olduğu gibi, hafıza ihmal edilmemeli, basit problemlerde kat’î surette bilgisayar kullanılmamalı. Bilgisayar bir yandan hafızanın işini kolaylaştırırken diğer yandan da mutlaka zihne jimnastik yaptırtacak şekilde hazırlanmalı ve programlanmalıdır.

Bu hususun ehemmiyetine binaen ilgi ve ihtisas saham olmamakla birlikte, kabataslak bilgilerim ışığında tıp alanı üzerinde biraz durmak istiyorum. Bugün tıp ilmi, çok değişik alanlara ayrılarak, ciddî bir ihtisaslaşma süreci yaşıyor. Hariciye, dahiliye, cildiye, göz, kulak-burun-boğaz vs. Hâlbuki insan “küll-ü lâ yetecezza” yani parçalanmaz bir bütündür. Dolayısıyla kulaktaki sağırlık, çınlama vb. hastalıkların sebebi şayet böbrek üstü bezlerdeki bir arıza ise, KBB uzmanlarının bunu ihtisas alanı bilgilerine dayanarak teşhis etmesi oldukça zordur. Zira bunu teşhis edebilme ancak, insan vücuduna bir küll olarak bakma ve cüzler arasındaki münasebeti kavramakla mümkündür. Bu da KBB ihtisasının yanı sıra, sair alanlarda en azından ansiklopedik seviyede bilginin verilmesini gerektirir. Veya ihtisas alanı dışındaki sahalarda mevcut olan boşluk, bilgisayar teknolojisi ile kapatılmalıdır.

Evet, insan küçük bir kâinattır. Nasıl kâinat tecezzi ve inkısam kabul etmeyen bir küldür, öyle de insan ağzı, dili, gözü, kulağı ve bütün uzuvları ile bir bütündür.

4