Ve gökteki hüsnükabul, yerde de ses getirdi. Bu ses getirmenin emareleri ortadadır. Gidilen her yerde kabul adına kapıların ardına kadar açılması, yetmiş küsur sene ateizmin, komünizmin insafsız paletleri altında düşünceleri, duyguları dümdüz olmuş ülkelerde bile açılan okullara minnetle, şükranla mukabele edilmesi ve “Allah için gelin ve gelirken o tertemiz duygu ve düşüncelerinizi de beraberinizde getirin!” demeleri, bunun en açık işaretleridir.
Bu açıdan, hoşgörüde belli bir mesafe aldığımız her zaman söylenebilir. Öyle ki, hoşgörü mevsimi başladıktan sonra, Türkiye’de bir yerde Gaziosmanpaşa hâdiseleri sahnelendirildi. Böyle bir hâdisenin patlamasında esas unsur teşkil edebilecek belli bir anlayış harekete geçti ve hoşgörü dinamitlenmek istendi. Ancak senelerden beri ayrı görülen ve gösterilen taraflar basiretli davrandı, o badireyi de atlattılar.
Zannediyorum bundan sonra da sahneye binbir türlü oyun sürecek ve umumî huzuru bozmaya çalışacaklar. Ancak biz, başlamış olan bu süreci sonuna kadar götürmeye kararlı olmalıyız; kararlıyız ve Kur’ân’ın yol gösterdiği şekilde hareket etmek mecburiyetindeyiz. Evet, O diyor ki: “(Rahmân’ın kulları) boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile oradan geçer giderler.”2 Herkes, hareketleriyle kendi karakterini aksettirir. Kâmil insanlara düşen, müsamahalı davranmaktır. Birilerinin Kur’ân’la alay etmesi, namazı, orucu hafife alması, iffetle alay etmesi, kendi üslûbunu ve karakterini ele verir. Ama mü’minler olarak biz, alaycı ve saldırganlara karşı bile olsa, saldırgan ve alaycı bir tavır içinde olamayız, alaya alayla, saldırganlığa saldırganlıkla karşılık veremeyiz.
Dipnotlar
- 2 Furkan sûresi, 25/63.