İçeriğe geç

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu ilmin karşısına çıkmadığı gibi, bir defasında kendisi de bir kâif getirtmiş ve haklarında dedikodu yapılan Üsame b. Zeyd ile, Zeyd b. Hârise’ye baktırmıştı. Zeyd, Efendimiz’in azadlısıydı. Üsame de onun oğluydu. Ancak Zeyd’in aksine Üsame beyaz tenliydi. Bunun için de halk arasında bu meselenin kritiği yapılıyordu. Efendimiz, bir gün her ikisi de uyurken üstlerini örttürdü sadece ayakları görünüyordu. Getirdiği kâif de uyuyanları tanımıyordu. Ayaklarına bakarak: “Bu ayaklar birbiriyle alâkalı.” dedi. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de sevinçle Hz. Âişe’nin (radıyallâhu anhâ) yanına giderek bu durumu haber verdi: “Üsame Zeyd’dendir yâ Âişe!” dedi.15 Fakat burada bir kâif getirmekle, halka mâl olmuş bulunan ve içtimaî hayatta bir yeri olan bu müesseseyi halkın bakış açısına uygun bir delil olarak kullanmak istemişti. Kâifin söylediği ile kendi bildiği arasında da bir zıtlık yoktu. Onun için de kâifin söylediğinin halka mâl olmasını arzu ediyordu.

7. İRADENİN FONKSİYONU

Biz, insan iradesine mevcud nazarıyla bakmıyoruz. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat dediğimiz ve Müslümanların, itikadî meselelerde ekseriyetini temsil eden görüşe göre bu böyledir.

19