İçeriğe geç

İş, Cenâb-ı Hakk’a verile verile, neticede teklif ve mesuliyet ortadan kalkmasın diye irade devreye girer. İnsana “Sen mesulsün!” der, ona mesuliyetini hatırlatır. Yapılan güzel işler karşısında gurura düşmemek için de kader devreye girer. “Mağrur olma yapan sen değilsin!” diyerek insanı gurura düşmekten kurtarır. Böylece insan dengeyi kurar.. ve böyle yaşadığı müddetçe de dengeli kalabilir.

İnsan kendisinden sâdır olan güzellikleri sahiplenemez. Çünkü bütün o güzellikler Cenâb-ı Hakk’ın planıdır. Aksi hâlde, gizli bir şirk içine girilmiş olunur. Çünkü güzellikleri veren doğrudan doğruya Allah’tır. İnsanın nefsi hiçbir zaman güzeli ve güzel şeyleri istemez. Elbette ki burada “güzel”den kastımız, bizatihi güzel olan şeylerdir. Yoksa biz, nefsin hoşuna gidecek şeyleri güzel olarak kabul etmiyoruz. Evet, nefis hakikî güzelin ve güzelliğin daima düşmanı olagelmiştir, her zaman da düşmanı olacaktır. Çünkü nefsin yapısı budur.

Kötülüğü isteyen ise nefistir. Öyleyse kötülüğe ait mesuliyet tamamen nefse aittir. İşte âyet, bu iki ana esası birleştirir ve şöyle buyurur:

مَۤا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ۬ وَمَۤا أَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۘ

“Sana gelen her iyilik Allah’tandır, her kötülük de nefsindendir.”12

12