İçeriğe geç

Şeytan, böyle bir oyunu sadece münafıkların eliyle sahneye sürmez; bazen mü’minleri de kandırıp onlara da değişik roller oynatabilir. Kollektif şuuru zedelemek, inananlar arasına kuşku ve güvensizlik atmak ve böylece mü’minleri üzmek için şeytan türlü türlü tefrika tuzakları ve ayrılık komploları planlar. Aslında, salih bir toplumda, samimi birkaç insanın bir araya gelerek hususi mahiyette konuşmasından kimse rahatsız olmaz; çünkü, Allah’tan korkan kimselerin şer üzere ittifak edeceklerinden endişe duyulmaz. Fakat, şeytan gizli gizli konuşanları, hayırda necvâ yapıyor olma düşüncesiyle bir araya gelenleri zamanla aldatarak, onları “birr ü takva” çizgisinden uzaklaştırmak suretiyle gıybet ve tenkitlere sürükleyebilir. Bununla beraber, onların fısıldaşmaları ve gizlice konuşmaları diğerlerinin kalblerine de bir şüphe salabilir. Böylelikle mü’minler arasında bir güvensizlik atmosferi meydana gelir. Dolayısıyla, o türlü necvâlar da netice itibarıyla şeytandan sayılır.

Böyle bir su-i akıbete duçar olmamak için, özel mahiyette konuşan ve gizli görüşen insanlar her zaman niyet ve maksatlarını gözden geçirmeli; konuşma süresince hemen her an makbul bir necvâ için ortaya konan şartlara riayet edip etmediklerinin muhasebesini yapmalı ve deyip ettiklerinde mutlaka Allah rızasını esas hedef edinmelidirler. Ayrıca, olabildiğine şeffaf davranmalı, gizli işler çeviriyormuş gibi bir hâl sergilememeli; görüşme zamanını, yerini ve mevzuunu bilmesi mahzurlu olmayan bazı insanlara da haber vermelidirler. Dahası, Peygamber Efendimiz’in (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) “İki kişi kendi arasında, üçüncü kişiden izin almadan konuşmasın. Aksi takdirde, o kimse bundan alınır.” hadis-i şerifleri istikametinde davranarak, kendilerini gören insanlardan izin almalı, toplantının muhtevasını anlatmasalar bile mevzuu hakkında kısa malumat vermeli ve o insanların tereddütlerini izale etmelidirler.

56