Acelecilik Hastalığının Şifası
Bediüzzaman Hazretleri, cehd ü gayret iştiyakını söndüren sebeplerden biri olarak aceleciliği de saymış; “İlel-i müteselsiledeki tertibi (sebepler zincirindeki sırayı) atlamakla müşevveş eden acûliyet (acelecilik) çıkar, himmetin ayağını kaydırır.” dedikten sonra, “Siz ‘ısbirû vesâbirû verâbitû’yu siper ediniz.” sözüyle acelecilik hastalığının şifasını işaret etmiştir. Evet, yalnızca hizmetle mükellef bulunan insan, vazifesi olmadığı halde neticeyi de düşünmeye başlarsa, bir an önce bir yere ulaşması gerekiyormuş gibi sabırsız davranır, acele hareket eder.. basamakları çifter çifter tırmanmaya kalkışır; esbabı tam olarak yerine getirmez ama hayali beklentilerinin hemen gerçekleşmesini ister. Şayet, bir süre geçtikten sonra kendince beklediği semereyi elde edemezse, yavaş yavaş ye’se düşer, zamanla vazifeden el çeker ve himmet duygusunu bütünüyle kaybeder. Oysa, netice ve muvaffakiyet, Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve ihsanına bağlı bir iştir; kulların o işe karışmaları asla doğru değildir.
Bu türlü bir aceleciliğe karşı ikazda bulunan Bediüzzaman Hazretleri, acûliyet hastalığının dermanı olarak Âl-i İmran sûresinin 200. ayetini gösterir. Bu ayet-i kerimede mealen, “Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınız karşısında sebat etmek için birbirinize sabır tavsiyesinde bulunun, mücahedeye de daima hazırlıklı olun.. ve Allah’a karşı gelmekten sakınıp takva dairesine girin ki felah bulup başarıya eresiniz.” denmektedir. İlahî beyan, önce tek tek fertleri muhatap almakta ve “ısbirû” diyerek ferden ferdâ şahısları sabırlı olmaya çağırmaktadır. Daha sonra ise, “sâbirû” sözüyle düşman karşısında sağlam durmaya, yılgınlık göstermemeye ve onlardan daha sabırlı olmaya davet etmektedir. Ayrıca, “sâbirû” tabirini, Arapça’da müştereklik ifade eden ve iki ya da daha fazla insanın bir işi beraberce yaptığını gösteren “mufâale” babında kullanmak suretiyle, iman edenleri bir araya gelip sabır müzakeresi yapmaya, sabır üzerinde derinleşmeye ve bir yönüyle sabırda bütünleşip birbirine destek olmaya teşvik etmektedir.